Bu Sitede Ara




SAMSUN SAYFALARI
ZİYARET EDİNİZ



İÇİNDEKİLER

» Ana Sayfa
» Arşiv
»Profil


Kategorilerim

  • Belge
  • Bilginler
  • Din
  • Edebiyat
  • Egitim
  • ekonomi
  • Gundem
  • Haber
  • IktisatSiyasetleri
  • Kitap
  • Media
  • Monografi
  • Politika
  • Sahsiyetler
  • Sozler
  • Tarih
  • Tarim
  • Tutun
  • Yasam
  • Zaman


  • İrtibat İçin, samsunblog@gmail.com



    Powered by Mcan
    S.Muratcan KOŞAR



    Kişisel Gerileyiş Manifestosu



    İçinizdeki öküze Oha Deyin

    Bülent Akyürek

     

     

    1- Kişisel Gelişim Şeytanları, Kuran"ı tersten okuyup yorumlayarak modern dünyanın yeni dini olmaya çalışıyorlar. Kuran “Yalnızca Allah"a güvenin, kibre kapılmayın, hiçbir şey elinizde değildir, kader değişmez...” diyor. Kişiliksiz Gelişimciler ise “Kendinize, yeteneklerinize, güzelliğinize, içinizdeki deve inanın...” diyerek Kuran"ı tersten yorumlayıp para kazanıyorlar. Kuran-ı Kerim ayetlerinin mükemmelliğini yıkamayınca, tersten yollara başvurarak gayelerine erişmeye çalışıyorlar.

     

    2- Yabancı dillerden çevrilen kişisel gelişim kitaplarının, bizim kültürümüze ve insanımıza uygunluğuna bakılmadan bolca reklamı yapılarak okutturuluyor.

     

    Çevrilen kitapları okuyup özümseyenlerin, bizim ülkemizde sevilen değil, nefret edilecek adamlar olacaklarını bilmiyorlar mı? “İçindeki Devi Uyandır, İçindeki Tüccarı Fişekle vs…” kitaplarının binlerce benzeriyle içimizin şeytanlarını serbest bırakanlara inat, bir Allah"ın kulu da çıkıp; “İçinizdeki Mümini, dervişi uyandırın!” diyemedi! Sabahları uyanır uyanmaz tüm dünyaya av hayvanı gibi bakan, kazanmaya kilitlenmiş, para avcısı insanlar topluluğuyla nasıl birlikte yaşayacağız?

     

    Bunlara nasıl “Çüş!” diyeceğiz, kim diyecek? Milli Çüş Hareketini başlatmakta ne kadar gecikmişim yeni anlıyorum ve bin dört yüz yıl öncesine gidip kaldığımız yerden devam edersek, kaybettiğimiz yüzyılları geri kazanacağımızı sanıyorum…

     

    3- Kişisel gelişim; insanı ürün haline getiriyor, onlara bir tüketim nesnesi olarak bakıyor, hepimize kendi kendimizi pazarlayan adamlar  olmamızı öğretiyorlar. Sakın, bizi eşrefi mahlukat makamından alıp pazarlanacak mal konumuna getiren şey kişisel gelişim dinini kuran, şeytan olmasın? Müslümanlar olarak bu dili biliyoruz, bu isteklerin kimin istekleri olduğunu anımsıyoruz, öldürmeye çalıştığımız nefsimizi ayağa kaldırmaya çalışanın kim olabileceğini bulmak zor değildir sanırım?

     

    4- İnsanlara ilk aşama olarak dünyayı; yani doğal olarak evi; arabayı, makamı, kadını, erkeği, parayı, gücü, kariyeri sevdirip ardından da bunlara ulaşabilmenin binlerce sapık yolunu öğretiyorlar.

     

    5- Modern dünya kimsenin pısırık ve tembel olmasını istemiyor oysa; tembel ve pısırık kişi,  Allah"ın kaderine razı olmuş mübarek bir adamdır.

     

    6- Kişisel gelişimcilerin “Bir şeyi çok iste ki olsun, evrene titreşim gönder ki dünya senin için organize olsun.” ayetlerine inat, ben; ileriye atılan bir insanın, ebediyen kazandığını görmedim. İleriye dönük adımlar attığınız andan itibaren, bütün tabiat örgütlenip sizi durduracaktır, çünkü hayrını istemeden nefsani isteklerle ileriye atılmış her adım başka birinin hareket alanını kısıtlar, dengeler değişir, birilerini silahlandırır. Besmelesiz her adım, tabiatın ve kişisel kazalarımızın dengelerini sarsar.

     

    7- Tecrübe; insanın eşya, nesne ve varlıklara dokunarak, onları hayatına katıp çıkarımlar yapmasıdır. Binlerce yıldır dokunarak uğruna ruhumuzu kirlettiğimiz varlıkların kalıcı olmadığını gördüğümüz halde, maddede direniyor olmamız, insanoğlunun akıl ve tecrübe açısından iki adım ilerleyemediğini göstermiyor mu? Dünyayı, her saniye büyük bir felâketten, kötü elektrikten, aksiliklerden kurtarıp evrenin ömrünü uzattığını sananlar, ileriye koşan girişimciler değil, takvayla başını eğerek oturmasını becerenlerdir.

     

    8- Durmak, beklemek; kabullenmektir. Kabullenmek muhabbet ve rıza ister. Durmak ve akıbetini beklemek rıza makamına ulaşabilmiş derviş ruhlu insanların işidir. Durmak, yaratanın işlerine burnunu sokmamaktır. Rekabet duygusu arttığında insan, karakterini serbest bırakır ve artık düşünmez, ayrım yapmaya çalışmaz, haya etmez, hayvanlaşır.

     

    9- İleriye doğru bir adım atmak enerji kaybıdır, daha sonra kaybettiğimiz enerjiyi yerine koymak için çalışmamız gerekir ama kapitalist düzende hiçbir zaman çalışmamızın karşılığı bize kaybettiğimiz enerjiyi telafi ettirecek kadar geri dönmez, yani; çalıştıkça yoksullaşırız, etimiz, kemiğimiz erir.

     

    10- İçindeki Devi Uyandırmış Cüceler Devleti"nin zavallı bireyleriyiz. En tehlikeli yanımız budur. İyi ve güzel olan her şeyi hak ettiğimize yürekten inanan insanlar olarak poza girmişken aniden gelen yıkımlar “Bana bunu yapamazlar, ben bunları hak edecek insan mıydım!” sorularını tetikler. İçimizdeki dev silahlanır, önüne gelene ateş etmeye başlar. “Ben, bu hallere düşecek adamıydım?” sorusu, sinirlerimizi bozar, kibrimizi büyütür, şeytanın ortağı yapar. Artık, kasabana geri dönsen bile “Ben, burada harcanıyorum.” nakaratı  beynini kemirir.

     

    11- Enam Suresi: “Allah"ın adı anılmayarak, besmelesiz kesilen hayvanları yemeyin.” buyuruyor. Kişisel gelişimin aç gözlü barbarları, insanlara ayakta kalmak için avlanmayı öğretirken, hiçbir kutsal değere önem vermiyorlar ve belki de bu yüzden öğretilen ilimle yapılan avlar murdar sayılacak.

     

    12- İkinci sınıf ama helalinden bir hayatı kimse sürdürmek istemiyor. Bilmeliyiz ki tatmin ve şükür için dünyevi başarı gerekmiyor. Asıl meziyet başarısızlığa düşüldüğünde “Sabır” gösterebilmektir.

     

    13- Kendini bilmez, kapitalist kişisel gelişimciler kaderine boyun eğenleri; kaybetmekle, çocuklarını koleje gönderememekle, tek eşle, kiralık küçük evlerle, dar geçimle, çaresizlikle  korkutup alaya alıyorlar.

     

    14- Tanrısallık iddiasında bulunan idealist kişisel gelişimciler, dünyanın ve insanların kaderlerini yönetmek gibi bir düşünce bataklığına saplanmışlardır. Onların yaydıkları güçlü olma psikozu ortalıkta binlerce Napolyon"un, İsa"nın gezinmesine yol açtı. Yüzyıl öncesinin erkeklik göstergelerinden olan kahramanlık, yerini borsada, büroda, üniversitede para veya kariyer kazanmaya bırakalı, “Başarı” kavramı gün geçtikçe genişleyip büyüyor ve sonsuz seçenekle karşımıza dikiliyor.

     

    15- Bu hayatın, bize güzel şeyler sunmasını isterken, arkamıza dönüp “Bize tüm nimetlerini esirgemeyen Allah için neler yaptık?” diye düşünmüyoruz bile. Dünyada lüks evlerimizin olması için çalışırken, öbür tarafta çamurda kalacağımızı bile bile toparlanmıyoruz, akıllanmıyoruz. ”Hayat, tadına varılmayacak kadar kısa…” diyerek tüketim duygumuzu kışkırtanlara inat “Dünyada cenneti hak edemeyecek kadar kısa kalacağız, nefes almadan, rızık uğruna kan revan olmadan sınavı geçmeliyiz, ha gayret!” demedikçe kurtulanlardan olamayız.

     

    16- Şeytan; performans, vücut dili, kişisel gelişim ilimlerini kullanarak damarlarımıza sızıyor. Saydığımız türler, “Şeytan"ın İlmihal Kitapları” olmaya başladı. Modern Ticaret Dinleri, görüşlerini bu tarz kitaplarla yayıp tanıtıyor. “8 Dakikada İkna Sanatı”  oluşturulan paralel dinlerin hidayetini açıklayabilecek cinsten değil mi? Şeytan"ın Dervişleri; kişisel gelişimciler, performans koçları, iletişim-rehberlik uzmanları kendi tasavvuflarını da konferans salonlarında izah etmeye başladılar, birkaç cesur  adam bunların karşısında nasıl duracağız inanın bilemiyorum?

     

    17- Kişisel Gelişim; karşımızda bizden beceriksiz, bizden akılsız ve yeteneksiz ama konumu ya da serveti büyük bir salağa gaz vererek övme sanatıdır!

     

    18- Kişisel gelişimciler “İnsanlığın en temel ihtiyacı; değer verilme, önemsenmek ve kabul görmek.”tir diyorlar. Ötekilerden beklediğimiz bu şeyleri Allah"tan bekliyor olsaydık ve karşılığında hakkıyla ibadet edebilseydik kibrimiz kabarmaz, kulluğun huzurunu yaşardık.

     

    19- Rızık adına, güçlüden ve güçten yana olmayı öğütleyen Kişisel Gelişim kitapları; kimsede şahsiyet bırakmadı. Kendinden başka kimseyi düşünmeyen insanlar yaratmayı planlayan bu papazlar, kapitalist dünyanın yeni peygamberleri gibi davranıyorlar.

     

    20- Güçlü ve zalim insan, bizim yanımızda zayıf kalmalıdır. Onunla mazlumun hakkını alıncaya kadar savaşmamız gerekir. Niye ellerini öpelim, niçin onların yollarını temizleyelim? Biz hangi kitabın kullarıyız, Kişisel Gelişim kitapları mı yoksa Kuran-ı Kerim"in mi?

     

    21- Yarınlarımızı düşünüp hayatımızı garanti altına almak için son nefesimize kadar çalışmak modern dünyanın en büyük kusurudur. Eskiden çocuklarımızı Kuran-ı Kerim ahlâkıyla büyütürdük. Şimdi Kişisel Gelişim kitaplarıyla büyütüyoruz. Bunun tuzağına düşmüş Müslüman aileler de var! Bir çocuk, iki farklı kitapla büyütülür mü Allah aşkına?

     

    22- Korkmayın! Dünyevi zevk ve arzulardan vazgeçmenin, kontrolsüz adrenalinden yoksun kalmanın, hayatın neşesini ebediyen kaybetmekle hiçbir ilgisi yoktur.

     

    23- Kendi menfaatlerine uygun olmayan her talebe hayır demek için yetiştirilmiş modern insanın inadına; nefsinin arzu ve isteklerine “Oha!” diyebilen insan, kimsenin şahit olamayacağı bir mutluluk deneyimi yaşar…Allah hepimizi nefsin karanlıklarından, insanların egolarını hayvanlaştıran “Modern Yaşam Tarzları” ndan korusun…

     

    24- Sıradan Bir Kişisel Gelişim kitabına baktığınızda şu başlıklara rastlayacaksınız: “Mutluluk Senin Hakkın, Büyük düşün çok kazan, Neden Az İle Yetinesin, Birinci Ol Arkada Kalma, En İyi Arabalara Sen Binmelisin, Çevrenizi Yönetin Kontrol Sizde Olsun, Kaybetmek Ölümdür, Zirveye Koş, Ömür Geçiyor Bütün Zevklerden Tat, Kimseye Eğilme ve Bağlanma, Kaderine Razı Olma Sonuna Kadar Diren, Üstünlüğünü Fark Et ve Kabullendir, İnsan Kaybetmeyin Bir İş Kurduğunuzda Onlar Senin Müşterilerin Olacak, İste Başar, Uzan Kopar, Suyun Gözesinden Sen İç, Hep İsteyin, Daha Çoğuna Talip Olun  vs…” Kişisel Gelişim, bütün kurgusunu, şeytanın lanetlenmiş özelliklerinden alıyor.

     

    25- Nevrotik Kişisel Gelişimcilere göre boyun eğmek ya da başkasının önerilerine göre yön çizmek zayıflık belirtisidir. Allah"ın kendisine insan olmaktan, kulluk etmekten başka üstünlük vermediği insanlara şeytan, burunlarına kibrinden üfleyerek kendisine Kişisel Gelişimciler aracılığıyla taraftar topluyor. Şeytanın tercümanıdır onlar. Onun diliyle konuşurlar; böylece akılları çeler, gözlerinize girer, kulaklarınıza fısıldarlar.  Sonunda sizi şeytanın askeri ve oyuncağı yaparlar.

     

    26- Kişisel gelişim sektörü; vasıflı, namuslu, hakkaniyetli, işin ehli, fıkha uygun adamlar yetiştireceğine kısa zamanda voleyi vurduracak şeytani teknikleri öğretip aradan çekiliyor.

     

    27- Kişisel gelişim kitaplarının en büyük tehlikesi, insanın nefsi istek ve arzularına yenilerek onlara hizmet etmesi, onların dilediklerini yerine getirmek için çabalayarak başka insanların yaşam haklarına kibar barbarlar gibi saldırmasıdır. İnsan ilişkilerinin ticarete döküldüğü bu çağda; kişisel gelişimciler “Dost Kazanma Sanatı” adı altında, herkese mal-mülk depolar gibi arkadaş biriktirmenin derslerini veriyorlar.

     

    28- İnsan; düşerken, yoksullaşırken, kaybetmenin acısında çıkış yolu ararken tasavvufun öğrettiği gibi, zaman zaman varlığını inkâr ederek kurtuluş arar ama kişisel gelişim dininde birey ölümsüz ve hep kazanan olduğu için bu şansını kullanamaz, uçurumdan düşerken de bir dal arayacağına kendi gövdesine tutunup betona çakılır. Hatayı dışarıda aramak, kendi mükemmelliğine iman etmiş olmak gibi inançları da olduğundan “Kendim ettim, kendim buldum!” diyemez.

     

    29- Olmayacak duaya amin dememek, açılmayan kapıyı zorlamamak gerek… Sana bahşedilmeyen şeyi azmederek, savaşarak, bütün yöntemleri kullanarak, ona ömür vakfederek kazandığında bil ki hepsini kaybedeceksin… Bir iş hayırlıysa, insanlığa faydası olacaksa, yaptığınız işten şeytan üzülecekse zaten gerçekleşecektir. Kaderin defterini yırtıp, kendi cümlelerinizi yazamazsınız!

     

    30- Kafamızda “Başaracağım!” düşüncesinden başka bir şey olmadığında gözünüz kimseyi görmez, zalimleşirsiniz. Başarıyı isterken iç motivasyon şarttır ve hayal dünyanızın vizyonundan kadınların; pahalı arabaların, villaların, büyük ceviz masaların geçit töreni yapması ön koşuldur. Yoksa, insanoğlu niçin başarı istesin ve yorulsun ki? Kazanma isteğiyle dolu biri için tek gerçek kendisidir. Egosuna tutunur. İzzeti nefsine değil de egolarına tutunan insan hakkaniyet, acıma, empati duygularını kaybederek tüm enerjisini nefsinin isteklerine ayırır. “Kazanma Stratejileri”nde “Başkasından destek alarak başarmak, başarı değildir!” diye öğretilir.

     

    31- Yenilgiler, içten kabul edilmedikçe kompleks yüklü zaferlere çevriliyor. Olmayacak duaya amin dememek, açılmayan kapıyı zorlamamak gerek… Sana bahşedilmeyen şeyi azmederek, savaşarak, bütün yöntemleri kullanarak, ona ömür vakfederek kazandığında bil ki hepsini kaybedeceksin… Bir iş hayırlıysa, insanlığa faydası olacaksa, yaptığınız işten şeytan üzülecekse zaten gerçekleşecektir. Kaderin defterini yırtıp, kendi cümlelerinizi yazamazsınız!

     

    32- İnsana ait bütün kurgular “Kazanmak” üstüne yapılıyor. Kaybetmeden Kazanma Dini"ne dönüşen Kafamızda “Başaracağım!” düşüncesinden başka bir şey olmadığında gözünüz kimseyi görmez, zalimleşirsiniz.

     

    33- Başarıyı isterken iç motivasyon şarttır ve hayal dünyanızın vizyonundan kadınların; pahalı arabaların, villaların, büyük ceviz masaların geçit töreni yapması ön koşuldur. Yoksa, insanoğlu niçin başarı istesin ve yorulsun ki? Kazanma isteğiyle dolu biri için tek gerçek kendisidir. Egosuna tutunur. İzzeti nefsine değil de egolarına tutunan insan hakkaniyet, acıma, empati duygularını kaybederek tüm enerjisini nefsinin isteklerine ayırır.

     

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    Tarih: 17:13, 19/12/2008 Kategori: Kitap
    Yorum yaz

    Kitap Eleştirisi

    Merhaba Çetin Bey.

    Ben kişisel gelişimcilerin savunucusu filan değilim.Her meslekte olduğu gibi Kişisel Gelişimcilerin içinde kısa yoldan köşe dönmeciler, üç kağatçılar mutlaka var.Her meslekte ve branşta sahtekar var diye hepsini bir kefeye koyarsak ortada sağlam hiç bir meslek kalmaz.

    Bülent Bey'in bu konuda daha yumuşak ve objektif değerlendirmelerde bulunsaydı ben de kendisini desteklerdim. Bakın, eğer Necip GÜVEN olarak bana çok ağır eleştiriler yapsaydı ona da ses çıkarmaz ve cevap vermezdim. Ama herkesi cahil kendisini her şeyin en iyisini bilen bir üslupta takdim etmesi beni çileden çıkardı.

    Türkiye'deki eğitim sistemine ben Bülent Bey'den daha ağır eleştiriler yaptım ama bu eleştiriler insana değil yanlış sisteme idi. Basına 2004 yılndan bu yana verdiğim demeçleri bir bir incelediğinizde Türk Toplumuna ve insanına ima yoluyla da olsa en küçük bir aşağılamada bulunmadım. Nasıl bulunabilirim ki, bir eğitimci olarak ben bu toplumun efendisi değil ancak hizmetkarı olabilirim. Hizmetçinin efendisini, yazarın okuyucusunu aşağıladığı nerede görülmüştür.

    Ben de kitap yazdım ama hiç bir zaman herkesin beğenmesini beklemedim.Hatta aldığınız kitabı beğenmediyseniz lütfen iade edin ve paranızı geri alın dedim. Kitabımı beğenen beğenir beğenir, beğenmeyen beğenmez. Eğer ben Türk insanını aşağılayarak kitap satacaksam bir eğitimci olarak bana yazıklar olsun.

    Saygılar Sunarım.

    Necip GÜVEN Eskişehir


    OKU Yazıyor;

    Sayın Hocam,
    Bir önceki yorumunuza yazdığım mesajımda gerek istiare ve gerekse teşbih olmak üzere hiç bir mecazi ifade kullanmadım. "Sevdiren" kelimesi gayemin tam ifadesidir.

    Bu ülkenin, sizler gibi "akleden" eğitimcilere ihtiyacı var. Bu vesile ile tekrar saygılarımı sunarım.



    Düzenleyen oku gün: 3/1/2009 saat: 09:27

    Yazan: isimsiz Tarih: 2009-01-02 17:14:29, 2009-01-02 17:14:29

    Bağlantı

    Kişisel Gelişime Düşman Kişisel Gelişimci Bülent Efendi

    Bülent Bey bize”Bütün kişisel gelişim kitaplarını atın , benim kişisel gelişim kitabımı alın çünkü ben sizden daha akıllıyım ! (?) diyor.Vahşi kapitalizmi yerden yere vururken yine vahşi kapitalizmin bayağı numarası olan sansasyonel ve kendinden başka herkesi aşağılayarak İslam adına iyi bir şey yaptığını zannediyor.

    Beni de yaptığım çalışmalardan dolayı küçük görenler çok oldu. Bunlar yalnız beni ilgilendiren konular olduğu için hiç aldırmadım ve hep gülüp geçtim. Ama bu kitabın Türk Toplumunun tamamını aşağılayıcı üslubunu bir türlü kabul edemiyorum.

    Bu yaklaşım o kadar gücüme gitti ki 4-5 gündür tam bir sinir küpüyüm.O kadar doluyum ki dün akşam Balıkesir 'den değerli eğitimci arkadaşım Mustafa Kuvancı Beyle konuştuktan sonra biraz sakinleştim.Yumurta çıktığı kabuğu reddediyor.Bu Bülent Bey kendini ne zannediyor.

    Ben 26 yıllık eğitimci ve 10 yıldır kişisel gelişimle haşır-neşir olduğum halde bazen ilkokul mezunu ve hiçbir kişisel gelişim kitabı okumadığı halde kişisel gelişimi benden daha iyi anlatan ve yaşayan kadın ve erkekler gördüm.

    Özetle hiç bir kimsenin bu Milletin evlatlarına tepeden bakıp küçük görme hakkı yoktur. Hele hele en değerli inancımız İslam adına .

    Unutma ki Bülent Bey, o küçük gördüğün ve tepeden baktığın belki de okula bile gidememiş çarıklıların içinde bana ve sana Kişisel Gelişim dersi verecek nice Halk Bilgeleri var. (...) Merak etme çok yakında bu milletin evlatlarının senden ve benden ne kadar çok akıllı olduğunu göreceksin.

    Eğer pişman olup gereğini yapmazsan bu millet seni nasıl baş tacı ettiyse yere çalmasını da bilir.

    Necip GÜVEN Eskişehir



    OKU Yazıyor;
    Nefret ettirmeyip "Sevdiren" sevgili Hocam!
    Sayfama Katkılarınız için teşekkür eder,
    Saygılarımı Sunarım.

    /Çetin KOŞAR


    Düzenleyen oku gün: 24/12/2008 saat: 13:11

    Yazan: isimsiz Tarih: 2008-12-21 01:47:18, 2008-12-21 01:47:18

    Bağlantı

    İçinizdeki Öküze Oha Deyin

    Tespitleriniz çok güzel. Tebrik ve teşekkürlerimi sunarım. Kişisel gelişimcilere karşı yaptığınız fikir savaşında sizi destekliyorum.

    Yalnız, hayvanlara hakaret ettiğiniz kanaatine vardım. Şöyleki; bir kısım insan için hayvanlık bir mertebedir. Kur'an onlara, "hayvandan aşağı" diyor. Onların hayvanlık mertebesine çıkmaları için önce akıllarını iptal etmeleri gerekiyor.

    Zevk, haz ve keyif almakta, hayvanları geçmelerine akılları engeldir. Nikahlı eşler, cinsi ilişkiye geçseler, bir deprem esnasında duydukları haz ve keyif birden bire sıfıra düşer. Halbuki köpeklerde devam eder.

    OKU Yazıyor;
    Yazarın kastı bu değildir kanısındayım. "ÖKÜZ" başka "ÖKÜZLÜK" başka şeydir.
    Bugün o kadar değilse bile zamanında bir ailenin yaşayabilmesi için "BİR ÇİFT ÖKÜZ" her şeydi; kutsaldı adeta...

    Yorumunuz için teşekkür ederim.

    Düzenleyen oku gün: 24/12/2008 saat: 13:05

    Yazan: isimsiz Tarih: 2008-12-20 21:30:14, 2008-12-20 21:30:14

    Bağlantı

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->