Bu Sitede Ara




SAMSUN SAYFALARI
ZİYARET EDİNİZ



İÇİNDEKİLER

» Ana Sayfa
» Arşiv
»Profil


Kategorilerim

  • Belge
  • Bilginler
  • Din
  • Edebiyat
  • Egitim
  • ekonomi
  • Gundem
  • Haber
  • IktisatSiyasetleri
  • Kitap
  • Media
  • Monografi
  • Politika
  • Sahsiyetler
  • Sozler
  • Tarih
  • Tarim
  • Tutun
  • Yasam
  • Zaman


  • İrtibat İçin, samsunblog@gmail.com



    Powered by Mcan
    S.Muratcan KOŞAR



    Kişisel Gerileyiş Manifestosu-II


     

    34-Kişisel Gelişim; kaybetmeyi ayıplıyor, hedefler gösteriyor, yöntemler verip saldırtıyor, nefsimizin köpeği yapıyor… Kazanma isteğimiz ve duygularımız olmasaydı, yenilginin ne olduğunu bilemeyecektik. Yenildiğimiz şey, kazanma düşüncelerimizdir. Kazanma düşüncesine yenilmeyin. İnanın kazanmak zorunda değiliz. Kulluğumuzun amacı bu dünyaya körleşip ahireti kazanmaktır.

     

    35- Kişisel gelişim sektörü; vasıflı, namuslu, hakkaniyetli, işin ehli, fıkha uygun adamlar yetiştireceğine kısa zamanda voleyi vurduracak şeytani teknikleri öğretip aradan çekiliyor.

     

    36- Kişisel gelişim; işi iyi giden tüccarların olduğu kadar, işi kötü giden tüccarların da çekmecesindeki biricik silahı oldu.

     

    37- Kişisel gelişim kitaplarının en büyük tehlikesi, insanın nefsi istek ve arzularına yenilerek onlara hizmet etmesi, onların dilediklerini yerine getirmek için çabalayarak başka insanların yaşam haklarına kibar barbarlar gibi saldırmasıdır.

     

    38- İslami kurallara göre; ticaret yaparken malının kötülüklerini söyleyip iyi taraflarını da gözle görülmesini sağlamak, alış veriş bittikten sonra da helalleşmek şarttır… İnsan ilişkilerinin ticarete döküldüğü bu çağda; kişisel gelişimciler “Dost Kazanma Sanatı” adı altında, herkese mal-mülk depolar gibi arkadaş biriktirmenin derslerini veriyorlar.

     

    39- Aşırı istekler, arzu ve hevesler başarısızlığa uğradığında bizlere  iki tür zarar verir: Ya sineye çekeriz ya da yıkılan egomuzdan dolayı saldırganlaşırız. Kaybeden bir insanın daha sonra eleştirilip, övgüden mahrum bırakılışı korkunçtur. Artık, önüne gelenin azarladığı, kulp taktığı, akıl verdiği biri olmuştur. Kaybedenin dışa dönük saldırganlığı bittiğinde iç savaş başlar. Hataları ve günahlarıyla bir başına kalarak intihar duygusuyla tanışır.

     

    40- Yenilgilerimize, modern psikolojiden mazaretler bulacağımıza “Ben elimden geleni yaptım ama olmadı, başaramadım, demek ki hayırlısı buymuş…” dersek daha insani olmaz mı? En azından bu cümleyle Allah"ın gözüne girip bazı günahlarımızdan arınmış oluruz.

     

    41- Hayatta kalmanın en büyük stratejisi gerektiği zaman geri adım atmaktır. Bazen olmayacak yer ve zamanlarda akla gelmeyecek aksilikler peşimizi bırakmaz ama biz bunları başarımızın önündeki engeller olarak görüp inadımızı sürdürürüz. Belki de sonu kötü bitecek bir işten Allah bizi korumaya çalışıyordur, bunu nereden bilebiliriz?

     

    42- Kişisel gelişim kitaplarında din veya ahlâk kuralları gözetilmiyor hatta onların aşılması daha hoş karşılanıyor.

     

    43- Sıradan olmak, herkes gibi bir hayat yaşamak bu çağın kabusu sanki! Çoğunluğa uyan, marjinal fikir ve davranış biçimlerine sahip olmayanlar aşağılanarak nefisleri kırbaçlanıyor. Hepimiz, yarı tanrı olmaya aday antik Yunanlılar gibiyiz…

    “Kazanma arzusundaki kişilerin, içlerinde korkuya dair ne varsa öldürmesi, tüm ayıp ve toplumsal korkularından arınması gerekirmiş…” Bizi insan yapan, kul eden, haddimizi bildiren, canavar olmamızı engelleyen korkularımız ayıplanarak çıkartılıp atılıyor. Ahlâkın da ayak bağı olduğu söylenince temiz bir vicdanla her şeyi hak ettiğimize inanıp saldırganlaşıyor ve kişisel gelişimin barbar askerlerine dönüşüyoruz.

     

    44- Mutluluğun, “Başarı” ya endekslendiği kişisel gelişim ahlâkında insan olabilmek, empati yapıp başkalarını düşünebilmek, en önemlisi vicdanınızı koruyabilmek imkansızdır. Evren ve dünya ilahi bir senaryodur, orada roller dağıtılmıştır: Kimi baş olur, kimi emir kulu olur, kimi köle, kimi efendi, kimi zengin, kimi fakir olur… Bütün işleri başaracak değiliz, hep kazanmaya gelmedik. Bir şeyden vazgeçmeden onu kazanamazsınız. Kendinizden ve sevdiklerinizden vazgeçin ki onu kazanma şansınız artsın.

     

    45- Lütfen piyasadaki “Vücut Dili” ve “Kişisel Gelişim” kitaplarına bakınız. Hemen hepsinin özü; dik yürümek ve kendinden emin görünmek üzerine kurulu. Kendinden emin olamayan kompleksli insanlara yine de eminmiş gibi davranmanın yollarını öğretiyorlar. Saçmalık bununla da bitmiyor. Aynı zamanda karşınızdaki insana da “Kül Yutmamanın Reçeteleri “ yazarak onları savaşa hazırlıyorlar. Düşmekten korkan bu insanlar yükselmek için reçete kitaplar okumaktan bıkıp usanmıyor!

     

    46- Kedinin ve köpeğin bile, kendi pisliklerini örttüğü bu dünyada bizler kendi günahlarımızın belgeleri olan “Kişisel gelişim ” kitaplarını, kasetlerini nasıl üretip, basıp, insanlara ulaştırabiliyoruz?

     

    47- Söyler misiniz lütfen; “İçimizdeki Güç”ü ve “Yüce Ben”i “Sevgi” numarasıyla, Allah"tan korkmayıp yirmi dört saat kutsarsak, nasıl O"nun yüzüne bakacağız, hayvan gibi bencilliğimizi geliştirirken ümidimizi nasıl bu kadar ayakta tutabiliriz?

     

    48- Şeytanın dervişleri kişisel gelişimcilere göre; semavi dinler insanları mutsuzlaştırıyor, tüketime engel olduğu için depresyona sürüklüyor. Oysa hep başarıya, kazanmaya kilitlenmiş tüketici modern insan “Rızık ve yarın korkusu”yla teker teker çıldırıp gidiyor.

     

    49- Adam gibi hayal kuran bir kişi kalmadı. İsteklerimiz, hayallerimiz bizi aşan psikopatik biriktirme hırsıyla ambalajlanmış. Bütün samimiyetiyle yemin ederek, “Kral ya da Başbakan olmak istemeyen ” birine rastladınız mı hiç?

     

    50- Kapitalizm, performans yönetimi, başarı sanatları, kişisel gelişim koçları ucuz market kitapları ve küçük reçetelerle hepimizin “Başbakan ya da Kral”  olmak için yeterliliğimizi fısıldayıp inandırıyorlar.

     

    51- Mutluluk ve Zenginliğin gücüne tapanlar, elimizden “Yaşadığımız hayattan memnun olmak” erdemini aldıklarından beri insan olarak kulluğumuzu unutup isteklerimizde haddimizi aştık.

     

    52- Kapitalizm Çağı"nda her şey pazarlama olduğu için satışları arttıran, çeken, büyüleyen, ürün ambalajlama sanatı, gövdesine tutunan, kendi vücudunu da fabrikasının, dükkânının bürosu gibi döşeyen tipler peydah oldu.

     

    53- Giyimi iyi olan bir insanın saygıdeğer olmasını hangi bilimle temellendiriyorsunuz? Halifemiz, Hz Ömer; ümmetin parası çar çur olmasın diye dokuz yamayla dolaşırdı ama Roma kumandanları onun karşısında titrerlerdi!

     

    54- Elbisemizdeki yamalar namusumuzun, haysiyetimizin madalyalarıdır! Takının, Altının, ipeğin, gösterişin yasak olduğu İslam dinine bağlı bu çocukları, niçin “Kişisel Gelişim” adı altında, şeytanın arkasından koşturuyorsunuz? Şimdi sanatçının, alimin karnını doyuramayanına “Başarısız Entel ” diyorsunuz! İpekli kravatlarınıza bakmaktan, ilmimizin madalyaları olan yamalarımızı göremiyorsunuz ki?

     

    55- “İnsan, tıraşı bile kendisine saygısı olduğu için olurmuş…”  Tabii; sakalı sünnet olduğu için uzatmazsanız, tıraşı da kendinize olan saygıdan olursunuz, haklısınız : )))

     

    50- Bizim buralarda “Çulu değişti ama eşek aynı eşek!” diye kişisel gelişim karşıtı  bir laf vardır. Hatırlatayım da içimde kalmasın? Biz içimizi böyle  temiz tutuyoruz… Sizin gibi şeytanlara “Şeytan!” diyerek : )))

    Peygamberlerin; siyah gözlükleri, son model arabaları, düzgün fizikleri yoktu ama onlar, sağlam ve faydalı öğretileriyle binlerce yıla damga vurdular. Karşımızdaki insanlara ve kendimize güven veren çulumuzla psikolojimizi kurtarmanın aptallığına “İmaj” dediğimiz günden beri sahtekâr ruhlarımızla günahkarlıklarımızı çoğaltıyoruz.

     

    56- Cebinde beş kuruş olmayan adamlar; telefon markalarını, kiralık araba ve pahalı giysilerini sahte çek gibi kullanarak ticari, duygusal dümenler çevirip günlerini kurtarırlarken kaç safın canı yanıyor, Kimbilir?

     

    57- Peşine düştüğün dava ne kadar büyükse, sen de o kadar yaralanırsın. Toz, toprak içinde kalırsın. Yüzün sürtünür. Dalga geçerler, alay ederler, taşlarlar. Doğru bildiği yolda durup dinlenmeden direnenler bir gün elbet kazanırlar. Hep kazandılar. Hep kazanacaklar.“Bende karizma yok abi.” diye kandırma kendini ya da “Sende karizma yok.” diyenlere kulak asma, işine bak.

     

    58- Beyinde akıl olsaydı bu kadar çalışır mıydı : )))  Hindistan"da  beyninin % onunu, on beşini kullanmayı beceren gurular incir ağacının altında medite olmuş, suya bakıyor. Ya siz? % üçle beşle gece gündüz elinizde çek senet koşturup duruyorsunuz! Modern dünya, bilemediğimiz konular hakkında sesli olarak geviş getirmemize “Yorum” diyor…

     

    59- “Konuşmalarınızda yenilmeyin, cahil göründüğünüz an güven kaybına uğrarsınız, kimse kendisinden güçsüz birini dinlemek istemez, oysa siz daha fazla bildiğiniziz ispatlayamazsanız karşınızdaki müşteriyi kaybedersiniz…” diyor… Bakalım Nur Suresi 21. ayette Allah ne diyor: “Ey iman edenler! Sakın şeytanın izinden gitmeyin. Her kim şeytanın peşinden giderse bilin ki o kendisinden hep fena, çirkin ve meşru olmayan şeyleri yapmasını ister.”

     

    60- Gaybı bilmek değil, gaybı deşifre etmek, pazarlamak yasaktır. Bilmemek rahatlıktır ama bilmenin yükünü çok az insan taşıyabildi. Bugün herhangi bir köşe yazarı yılda üç yüz makale yazar ve biri tutunca, elindeki kutsal fotokopilerle: “Bakın ben söylemiştim!” diye kanal kanal gezerek kahinliğini ispatlayıp fiyatını arttırmanın yolunu arar. Kişisel gelişimciler, stratejistler, politikacılar ve köşe yazarlarının hemen hepsinin avuçlarında sakladıkları bir sır var…

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    Tarih: 17:00, 19/12/2008 Kategori: Kitap
    Yorum yaz

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->