Kalıp Sözler; Hayır Dualar, Beddualar


 

 

Hayır Dualar

Hayır Dualar, Beddualar Yukarıda ele alınan ve Türkçede kalıp söz niteliği kazanmış bulunan öğeler içinden birçoğu, aynı zamanda hayır dua örneği oluşturmaktaydı. Toplumun maddi ve manevi kültürünü, inançlarını ve değer yargılarını yansıtan hayır dualara da aynı çerçeve içinde, kalıp sözler arasında değinebiliriz. Yukarıda yer verdiklerimizin dışında, gerek ortak dilde, gerekse ağızlarda değişik durumlarda kullanılan başkaları da vardır ki, burada onlardan da birkaç örnek vermekle yetineceğiz:

 

Ortak dilimizdeki, “Allah emeklerin(iz)i zayi etmesin. Allah gönlün(üz)e göre versin. Allah işin(iz)i rast getirsin. Allah utandırmasın. Allah namerde muhtaç etmesin. Allah son gürlüğü versin. Allah tuttuğun(uz)u altın etsin ya da Tuttuğun(uz) altın olsun. Allah kem gözden, nazardan esirgesin. Allah hasretine kavuştursun. Babanın canına rahmet, Babanın canına değsin. Koluna kuvvet, kesene bereket. İki cihanda aziz ol. Uğurlu kademli olsun.” gibi hayır dualar, büyük bir çoğunluğuyla, Türklerin dini inanışlarından kaynaklanan kalıp sözlerdir.

 

Anadolu ağızlarındaki örnekler içinde, ortak dilimizdekiler kadar yaygın ve tanınmış olmayan öğeler de vardır ki, değişik aktarmalardan yararlanan, sanatlı anlatımların örneği olan bu sözlere örnekler vermek istiyoruz:

 

Erzurum'dan derlenen, “Ağ sahal tarayasın (Ak sakal tarayasın)” (Dede, Erzurum, 5345) duası, dolaylı bir anlatımla, bir kimsenin uzun yaşaması dileğini söze dönüştürmekte, ad aktarmasıyla değişik ve ilginç bir anlatım sağlamaktadır. Aynı yerde geçen “Allah seni dallı budaklı ede” duası da aynı yola başvuran ve söylendiği kimsenin uzun yaşayıp birçok çoluk çocuk sahibi olması dileğini yansıtan ilgi çekici bir örnektir. “Sakalın göbeğan yene” 152 (Van D.II, 5796) sözü yine uzun ömür dileyen bir hayır duadır; tıpkı Allah seni dallı budaklı ede örneğinde olduğu gibi. “Yedi oglanan bir surfaya oturasan” (Van D. II, 5796)153 sözünde de yöneltildiği kimsenin birçok çoluk çocuğu, özellikle erkek evladı olması yolundaki iyi dilek açıklanır.

 

“Kızınla oba ol, oğlunla köy ol” (Nedim Orta, Kaymakçı, 4135) hayır duası aynı doğrultuda özgün bir örnek oluşturmakta; “Allah sene kara kaşlı, kara gözlü gelin nasip etsin” (Nedim Orta, Kaymakçı, 4135) sözüyle, bir kimseye, evlat yetiştirdikten sonra onu evlendirdiğini, hem de güzel bir geline sahip olduğunu görmenin mutluluğuna ermesi dileğini ortaya koymaktadır.

 

“Ömrün uzun olsun, düğünün güzün olsun” (Van D. II,, 5795) duası ise uzun yaşama dileğini bir uyaktan yararlanarak söze dönüştürüyor. ! 152) “Sakalın göbeğine insin.” 153) Yedi oğlanla bir sofraya oturasın.” 170 Erzurum'da söylenen; “Tabutumun altına giresen” (Dede, Erzurum, 5345) duası da "Benden çok yaşa" dileğini bir ad aktarmasıyla dile getiriyor.

 

Sındırgı'dan derlenen; “Allah ambarının dibini göstermesin” (Artan, Sındırgı, 4678) duası da söylendiği kimsenin varlık içinde yaşamasını, yoksulluğa düşmemesini dileyen bir sözdür. E. Taylan'ın Çolaklı'dan derlediği; “Ayağın göl, başın pınar olsun” (Çolaklı, 7974) ve Konya'da söylenen “Evine buğday yağsın” (Bölge I) hayır duaları yine bir kimsenin bolluk içinde, rahat bir yaşam sürmesi dileğini açığa vurmaktadır. Alanya'dan derlenen, “Yazın ak, yüreğin pak olsun Güzelliğin farımasın,” 154 “güzel yüzün solmasın”, “Ayağına yavuz daş55 dokundurmasın”, “Allah akıl şaşgını, köşe düşgünü etmesin”, “Ataşın, çıran sönmeye” örneklerime yjne çoğunlukla ad aktarmalarına başvuran değişik dualardandır.

 

Erzurum ağzındaki; “Fadime Anamıza konşi olasan” (Dede, Erzurum, 5435) ve Çolaklı ağzındaki “Allah şeytan sırlarından, düşman şerlerinden korusun” (Çolaklı, 7974) sözleri kendine özgü nitelik taşıyan dualardandır.

 

Aşağıdaki hayır dua ise hem ses yinelemesi, hem uyak, hem de ölçüyle bir şiir havası taşıyor: ”Allah seni şer-i şeytandan Guri böhtandan esirgeye”57 (Van D. I, 5771). 154) Burada "yıpranmak, eskimek" anlamındadır (Güzelliğin yıpranmasın). 155) Burada "sert, keskin" anlamındadır. 156)

 

Alanya Folkloru III, 16, 15, 5, 12, 6. 157) “Allah seni şeytan şerrinden ve kuru iftiradan esirgesin.” 171 Şu dua da yazı dilimizdeki Tuttuğu(n) altın olsun sözünün benzeridir: “Elin torpağa atasan, avucan ahun gele” (Van D. H, 5795).

 

Son olarak değinmek istediğimiz bir kalıp söz Kuzey, Orta ve Güneydoğu Anadolu'da yaygın bulunan, aynı zamanda sevgi ve hayranlık anlatımı, yakınlık gösteren bir hitap biçimi olan gadan alam (gadan alım) dır. Bugün Anadolu'da 'dert, hastalık' anlamında kullanılan gada (Eskişehir, Çorum, Samsun, DS, VI) Arapça kökenli kaza'dan değişme olmalıdır; bir kimseye, başına gelecek kaza ve dertleri üstlenme isteğini belirtme yoluyla -tıpkı kurban olayım gibi- yakınlık göstermeyi de amaçlar: “Kız Ayşe, gadan alam,” “Yavrum ben senin gadan alayım” gibi (DS, VI).


Beddualar

Beddualara gelince, genellikle birer kalıp söz niteliği taşıyan ve ortak dilde yaygın olan “Ayıbını yer örtsün”, “Allah cezanı versin” gibi ilenmelere burada yer vermeyeceğiz. Anadolu ağızlarında kullanılan beddualar içinde gerçekten sanatlı olan, çok değişik ve özgün tasarımlar yaratan örnekler vardır ki, bunlar üzerinde durmak istiyoruz. Bu sözleri okur ya da dinlerken etkili anlatım aracıyla, söyleyenin duygularının gücü ve yürek yangını yeterince yansıtılmakta, şiir dilindeki sanatlarla açıklama biçimlerine başvurulmaktadır.

 

Beddualar içinde ad aktarmalarından (metonymie'lerden) yararlanan aşağıdaki örnekler ilgi çekicidir, kanısındayız: Erol Kaya'nın Van'dan derlediği; ”Beşik dibinde oturmayasan, nenni demiyesen” (Van, I, 5096) sözü bir kadına, çocuk sahibi olamaması yolunda söylenen bir ilenmedir. Aynı sözün benzeri, yine kadınlara söylenen şu bedduada, Alanya'da karşımıza çıkıyor: “Karnında görüp de kucağında görmeyesice” (Alanya Folkloru III, 29). 172 Bir başka yörede rastladığımız; “Beşikte gör, eşikte görme” (Kadiroğlu, Kolay, 3381) de çocuğun çok küçük yaşta ölmesi yolundaki bir ilenmeyi dile getiriyor.

 

“Eline kına yakamayıp da başına dovak örtemeyesice” (Alanya Folkloru III, 23) bedduası bir kızın gelin olamamasını dilemekte, “Kınalı parmak sikama” (F.Akçın, II, 2757; ayrıca Ankara, K.Toygar, 2367) ise bir erkeğe, evlilik yüzü görememesi yolundaki ilenmeyi dile getirmektedir. Ankara'dan derlenen, “Ak duvaklı gelin yüzü görme” (K.Toygar, 2367) sözü de aynı yoldaki bir dileği açıklıyor.

 

Birecik'ten derlenen; “Boynuna boz ip çözüle” (Birecik, 3130) bedduası, bir kimsenin asılması dileğini ad aktarmasıyla söze dönüştüren bir örnektir. “Kara yer yerin olsun, cehennem dibin olsun” (Birecik, 3130) ilenmesinde de yine ad aktarmasıyla bir kimseye, ölmesi dileniyor.

 

Anadolu ağızlarındaki beddualar içinde çok değişik tasarımları söze dönüştüren ve böylelikle güçlü anlatımlar sağlayan sözlere rastlıyoruz: “Dar sokaklarda bol bıçaklara rastlıyasıca” (F.Akçın, 2715, Ankara, K.Toygar, 2368) “Eğri saplı bıçak gerdanına uğrasın” (Gümüşhane, Sakaoğlu, Gümüşhane, 6611) İle “bir derde gelesen”, ile “rezil olasan”, “zeha gadın gondağinan tavuk cücesinen temaşaya töküle”158 (Van III, 5178) “Allah cami gibi dert, minare gibi fitil versin” (Ankara, K. Toygar, 2367) 158) “Öyle bir derde tutulasın, öyle rezil olasın ki, lohusa kadın kundağıyla, tavuk civciviyle (seni) seyretmeye dökülsün.” 173 “Güneşli havada yıldırım çarpsın” (Ankara, K.Toygar, 2868; F.Akçın, 2715) “Kör kişiye nikâhsız, dul kişiye duvaksız gidesen” (Van III, 5179) “Yanağını bitler, paranı itler yiye” (Van IV, 5207)160 “Yazın ayran, gışın yorgan bulamayasan” (Van, 5208, ayrıca Alanya Folkloru III, 35)” İki suyun arasında kalasan” (Erzurum, Dede, Erzurum 5346) “Yelli günde evin yansın” (Ankara, K.Toygar, 2367) Yüzün, Medine'ye gidenlere çarık ola (Van IV, 5208) Gapısına gara kilitler asılasıca (Alanya Folkloru III, 25) “Her parçan bi gurdun ağzında kala” (Van II, 5132) “Evden, evin önüne inemeyesice” (Alanya Folkloru III, 24) “Yiğit iken yıkılasan, dal iken devrilesen” (Van IV, 5208) “Ovaya gitsin sel alsın, tepeye gitsin yel alsın” (Kaymakçı, Nedim Orta, 4135) “Ölün duvar diplerinde kalsın” (F.Akçın, II, 2757) “Ekmek atlı, sen yaya olasan” (Van II, 5130) “Çorun çocuğun it yalağından tene toplasın” (Artan, Gülnar, 3054) “Gısmetin davşanın belinde ola, govalıyasan dutamayasan” (Van II, 5131) Ölmeyesen, itmeyesen,16^ yılan gibi dilin çıharıp sürüne-sen (Van III, 5180) “Görmediğin göz ağrısı gamlasın” (Alanya Folkloru III, 26) “Kağnı dayağı gibi sürün” (F.Akçın, 2757) “Ağzın burnun şap olsun da dilcuvap vereme” (Kadiroğlu, Kolay, 3381) 159) Yakanı. 160) M. H. Bayrı,

istanbul'da Kullanılan ilençlerde (s. 76) "Ekmeğini it, yakasını bit yesin" biçimini veriyor. 161) Yitmeyesin. Naha'162 “Dal iken devril (Elmacık [Uşak], Nedim Orta, 3965) “Ayahda durasan etlerin yerde göresen” (Van, I)

 

Bu örnekler kolaylıkla çoğaltılabilir. Doğu, Kuzey, Kuzeydoğu ve Güneydoğu Anadolu'da çok yaygın bir beddua "baba çıka"dır.163 Kimi zaman “özüne (yüzüne) baba çıka” olarak rastlanan bu ilenmede baba sözcüğü veba'nın değişime uğramış biçimi olup bir kimse için kullanıldığında beddua amacını güder; bir anlam genişlemesiyle, kötülenmek istenen bir nesne için de aynı söze başvurulduğu görülür (Baba çıka, öyle yağ mı olur gibi). Veba gibi, uzun yıllar yakın ve Ortadoğu'yu, Avrupa'yı kasıp kavuran bir hastalığın verdiği korkunun kalıntısı olan bu söz “Yüzüne baba çıka” biçimiyle gerçekten feci ve güçlü bir ilenme yolu oluşturmaktadır.

 

Yukarıdaki örneklerden ve açıklamalarımızdan görüleceği gibi, Anadolu ağızlarındaki beddualar hem çok değişik tasarımlar ve aktarmalı anlatımlarla güçlü bir dil oluşturmakta, hem de hayır dualara oranla daha zengin ve çeşitli bir söz dağarcığını ortaya sermektedir. Bu öğelerin ortak dilimizdekilere oranla çok daha zengin oluşu, birçok bakımdan üzerinde durulabilecek bir konuya ışık tutuyor. Değişik bilim dallarının bununla ilgilenebileceği kanısındayız. Ancak bir bölümünü aktardığımız ilenmeler içinde kimi örnekler, özellikle çizdikleri feci tablolar, dayandıkları çok değişik tasarımlarla duyguyu çok çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. Örneğin Dar sokaklarda bol bıçaklara rastlayasıca hem tasarım gücü açısından, hem de ortaya koyduğu karşıtlıkla etkili bir anlatım sağlamakta, İle bir derde gelesen... O yörede "ne olurdu" anlamındadır. 163)

 

Baba çıha, baba çıhasıca, baba çıkası, baba tutasıca gibi biçimleri de çok yaygındır; bkz. DS, II. 174 175 Yelli günde evin yansm bedduası, yöneldiği kimsenin çaresiz kalması yolundaki dileği çok uygun bir biçimde örneklendirmekte, Yüzün Medine'ye gidenlere çanh ola ise bir kimsenin yüzünün, Medine kadar uzak bir yere gidenlerin ayağına çarık olması, tanınmayacak kadar yıpranması gibi tasarım yaratmaktadır. Allah cami gibi dert, minare gibi fitil versin ilenmesi de abartmalı, ama özgün ve güçlü bir örnektir. Her parçan bi gurdun ağzında kala yine korkunç bir tasarımı söze dönüştürmekte, Ölmeyesen, itmeyesen... sözü ve Kağnı dayağı gibi sürün bedduası değişik ve etkili benzetmelerden yararlanmaktadır. Bu örneklerde de görüleceği gibi beddualarda kimi deyim, atasözü, bilmece ve manilerde olduğu gibi uyaklardan, ses yinelemelerinden yararlanılmakta olması, içerik bakımından bu denli güçlü olan bu sözlerin gücünü bir kat daha artırmaktadır.

http://www.1001kitap.com/Turkce/Dogan_Aksan/turkcenin_gucu/turkce402hayir_dualar_beddualar.html

 

Yorum Yaz