GİRİŞ
Her Milli ekonomide Tarım, Sanayi ve Hizmetler sektörü olmak üzere üç temel sektör vardır. Bunlardan ilk ikisi üretim üçüncüsü ise yönetim sektörüdür. Bu sektörlerin GSMH (o milli ekonomide bir yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin o yılın cari fiyatları ile parasal değeri ) içindeki oranları zaman ve mekan itibariyle değişiklik göstermektedir.
İlk ekonomilerde tarımın temel sektör olduğu bilinen bir gerçektir. Hatta “Ziraat Devrimi” inden bahsedilir. Gelişen teknolojiyle birlikte sanayi ön plana çıkmış, artan nüfusun paylaşım yönetimi ile ilgili olarak da “Hizmetler Sektörü” doğmuştur.
Ekonomilerin ilerleyişleriyle de tarım sektörünün küçültülmesinin zaruretine inanılmış; dış ticaret teorileriyle başlayan emperyalist düşünce akımları, artan nüfusa paralel olarak başlayan kentleşme ve bunun sonucu olarak kaçınılmaz olan Sanayi Devrimi ile sağlanan gelişmeler tarımın stratejik konumunu artırmıştır.
Artık, sınırları daralan minimum tarım alanlarından maksimum ürün elde etme mecburiyeti hasıl olmuştur. Çünkü, ihtiyacı olan girdi açısından büyük çapta sanayi sektörü ve gıdadan giyime kadar her konuda insanoğlu tarım sektörüne her çağda ihtiyaç duymuş, yaşadıkça da muhtaç kalacağı bir gerçektir.
Bu denli stratejik öneme haiz olan tarım sektöründe çalışanların gelirlerinin gerilemesinde bir çok etkenlerin rol aldığı bir gerçektir. Ancak, tarımın ekonomi içindeki payı küçültülürken bu kesim çalışanlarının gelir düzeylerinin geriletilmesinin hiçbir insani açıklaması olamaz.
Bu incelememizde, sanayi ve dış ticarette göz ardı edilemeyecek ölçüde ilgisi ve önemi bulunan, tarımsal ürünlerimiz içinde Endüstriyel Bitkiler sınıfına dahil tütün konusunu ele aldık. Sonuçta gördük ki, mesele ekonomik mesele olmaktan çıkmış, bir istiklal ya da teslimiyet meselesine dönüşmüş!...
İstiklal ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkün olacaktır. |