130.Açıklama
Ülkemiz toprak varlığı, iklimi, su kaynakları ile dünyanın çok eski ve köklü hayvancılık ve ziraat kültürüne sahip insanıyla büyük bir tarımsal potansiyele sahip bir ülkedir.
Nüfusumuzun büyük çoğunluğunun çiftçilikle uğraşması, artan nüfusumuzun dengeli ve yeterli beslenmesi, ülkemiz sanayiine kaynak sağlaması ve dış ticaretimiz içinde önemli bir payı olması nedeniyle tarımsal potansiyelimizin çok iyi değerlendirilmesi gerekir.
131.Toprak Varlığımız.
Tarımda yüksek verimliliğin sağlanması, yatay genişleme (işlenebilir arazinin artırılması) ile dikey genişlemenin (birim başına verimin artırılması) en uyumlu sentezine bağlıdır.
Ülkemizde 1960 yılına kadar tarımda kullanılan arazi, nüfus artışına paralel olarak artmış daha sonraki yıllarda azalarak da olsa devam ederek 1980 yılında 28,6 milyon hektara ulaşmıştır. Ülkemizde 77,8 milyon hektar olan toprak kaynaklarının tarımsal amaçla kullanılan miktarı 28,6 milyon hektar olmakla beraber bunu 21,7 milyon hektarının teknik olarak tarıma elverişli olduğu tespit edilmiştir.
Her ne olursa olsun, yenide ekonomik olarak tarıma açılabilecek arazilerin sınırına gelinmiştir. Bu gerçekten hareket ederek bundan böyle yapılacak işin, tarımsal üretimde sürekli ve hızlı bir artışın sağlanması, birim alandan alınan verimin artırılması ile mevcut topraklarımızın korunması olduğu bir mecburiyettir.
Bugün tarım topraklarımızın önemli bir kısmında bir çok sorunlar vardır. Toprak-Su Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan “Türkiye Geliştirilmiş Toprak Haritası Etütleri” ne göre tarım topraklarının 2 milyon hektarında dranaj, 3 milyon hektarında taşlık, bir milyon hektarında çoraklık ile 15 milyon hektarında eşitli düzeylerde rüzgar ve su erozyonu vardır.
Çarpık sanayileşme ve köyden kente hızlı göç problemi sonucu birinci, ikinci ve üçüncü sınıf çok değerli tarım arazileri sanayi kuruluşları, turizm işletmeleri ve yerleşim merkezlerince işgal edilmiştir. Tarım arazilerinin korunması ve amaç dışı kullanımların önlenmesi için arazi kullanım planlaması şarttır.
132.Su Potansiyelimiz
Ülkemizin büyük bir bölümünde kurak ve yarı kurak bir iklimin hakim olması ile yağışların yıldan yıla ve bölgeler arasında dalgalanmalar göstermesi su kaynaklarının kullanılmasını zaruri kılmaktadır.
Devlet Su İşleri tarafından yapılan çalışmalara göre 9,4 milyar metreküp/yıl yer altı olmak toplam 104 milyar metreküp ekonomik olarak kullanılabilir su potansiyelimiz mevcuttur. 1980 yılı itibariyle kullanılabilen su potansiyeli ancak 14 milyar metreküp dolayındadır.13,5 milyon hektar sulanabilecek tarım arazisinin ise devlet ve halk tarafından gerçekleştirilen toplam şebeke alanı ile ancak 4,6 milyon hektarı sulanabilmektedir. Bu durumda sulanabilir tarım arazisinin %70’i su beklemektedir. Bu konuda en büyük umut ışığı ise Güneydoğu Anadolu Projesinin (GAP) bir an önce tamamlanabilmesidir.
Yağış miktarı ve dağılımındaki yetersizlikten kaynaklanan su eksikliği sulama ile karşılandığı takdirde üretimi birkaç kat artırmak mümkündür. Bunun yanında milyarlarca lira harcanarak su götürülen yerlerde çiftçiye ikinci bir ürün zorunluluğu getirilmesi faydalı olacaktır.
133. Hayvan Varlığımız
Türkiye hayvan sayısı bakımından dünyanın ilk sekiz ülkesi arasında yer almasına rağmen birim başına verim çok düşük düzeydedir. Koyun, keçi ve tavuk türlerinde ülkemiz için en yüksek verimi sağlayacak ırkların geliştirilmesi önemlidir. Yerli ırklarımızın saflıkları korunurken diğer yandan melezlemelerle yeni ırklar aranmalıdır.
Damızlık üretimi için kendi öz kaynaklarımız potansiyel olarak yeterlidir.
Halen göl, gölet, akarsu ve diğer tatlı su ürünleri üretimi asgari 3-5 kat artırmak mümkündür.
1984 yılı tarım sayımına göre yaklaşık 70 milyon olan büyükbaş hayvan sayısı, bakım zorluğu ve ekonomik olmamasından kaynaklanan güçlükler nedeniyle gün geçtikçe azalmaktadır.
|