SAMSUN SAYFALARI ZİYARET EDİNİZ
İÇİNDEKİLER
»
»
»
Kategorilerim
BelgeBilginlerDinEdebiyatEgitimekonomiGundemHaberIktisatSiyasetleriKitapMediaMonografiPolitikaSahsiyetlerSozlerTarihTarimTutunYasamZaman
İrtibat İçin, samsunblog@gmail.com
Powered by Mcan S.Muratcan KOŞAR
|
Köy Monografisi-VII
5. SONUÇ
Köyün problemleri ve bütün köylüyü ilgilendiren dertler özet olarak şunlardır.
- Ulaşımı yağış anında kesilen köy yolunun sürekli geçit verecek hale getirilmesi gerekmektedir.
- Köylünün telefona büyük ihtiyacı vardır.
- Araziler günden güne kıraçlaşmaktadır. Köylü göç sorunu ile karşı karşıyadır.
- Ormanlar yok olmaya yüz tutmuştur.
- Köyün ana geçim kaynağı olan hayvancılığın geleneksel üretim tarzından kurtarılıp modern hale getirilmesi gerekmektedir.
- Köylünün gelir düzeyini artıracak olan hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi için bir Kooperatif veya mandıranın kurulması gerekmektedir.
Bu problemlerin çözümünde bizzat köylünün hareketi gerekmektedir. Ve bu da imkansız değildir. Köylüyü harekete geçirebilmek için;
- Köylüyü iyi tanıyan ve psikolojik yapısını iyi bilen bir grubun veya zatın köylüye önder olması lazımdır.
- Çoğunluğu köylüden kaynaklanan bu problemlerin çözümünde, köylü sürekli telkin edilmelidir.
Bu çalışmalar yapılırken yardımcı olacak birçok avantajlar mevcuttur. Dini ve milli konular ile maddi menfaatlerini ilgilendiren konularda çabucak toplanma istidadı vardır.
Çetin KOŞAR
Pelitbüküsekecek Köyü -Alaçam/SAMSUN Mayıs - 1990
|
Tarih: 16:50, 31/3/2006 Kategori: Monografi |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Köy Monografisi-VI
4. KÜLTÜR HAYATI VE AHLAK SEVİYESİ
41. TAHSİL DURUMU
Nüfusun büyük bir bölümü okur yazar değildir. Halen bile çocuğunu okula göndermek istemeyen ailelere rastlanmaktadır.
Köyün tek sınıflı bir okulu vardır. Öğrenci sayısı 20 ile otuz arasındadır. Bu yüzden sınıflarda birleşik eğitim yapılmaktadır. 1989-1990 öğretim yılında 8’i kız toplam 20 öğrenciye hizmet vermiş bulunan modern yapılı okula ait bir de yine modern yapılı öğretmen lojmanı vardır.
İlkokula gidenlerin dışında herhangi bir öğretim kurumuna devam etmiş/eden kimse yoktur. Köylünün bu yönde birkaç istisnanın dışında herhangi bir özlemi de yoktur. “Okuyup da Kaymakam mı olacak? “ sözü çok kullanılan bir ifade tarzıdır.
42. KÜLTÜR MERKEZLERİ VE VASITALARI
Köyde kültür merkezi görevini yapan yerler olarak okul ve cami vardır. Köylü bu merkezlerin her ikisine de aynı derecede saygı ve itibar göstermektedir.
Radyo ve kasetçalar hemen hemen her ailede mevcuttur. Radyo, haber bültenleri ve müzik için mühim bir araçtır. Televizyon alıcısı ise halen iki ailede vardır. Yayınların net izlenemeyişi nedeniyle bu araç köyde yaygın değildir.
Gazete, Dergi ve Kitap gibi yayınları okuma alışkanlığı yoktur.
43. KÜLTÜR MAHSÜLLERİ
Köye has belli başlı bir efsane, hikaye, destan, türkü vb. kültür mahsulü yoktur. Sohbetlerde, dini olaylar ile büyüklerin yaptıkları ve yaşadıkları kıssa mahiyetindeki olaylar anlatılmaktadır.
Sportif faaliyet olarak sadece avcılığı sayabiliriz.
Ayrıca; Düğün törenlerinde düzenlenen Horoz Hediyeli “YAMAÇ KOŞU” ları meşhurdur. 500-600 metrelik bir tepeye bir kişi elinde Horoz ile çıkar bekler. Verilen start ile törene katılanlardan isteyenler tepeye doğru koşarak tırmanmaya başlarlar. İlk çıkan ve orada beklemekte olan kişinin elinde horozu kaparak alan yarışmayı kazanmış olur. Ödülü de o horozdur.
Düğünlerde, yöreye has olmamakla birlikte çeşitli oyunlar oynanmaktadır. Müzik eşliğinde oynanan bu oyunların başlıca çeşitleri horon, kasap, çiftetelli vb. dir. Musiki aleti olarak davul ve zurna kullanılmaktadır.
Yöreye has mani ve türkülerin zengin olduğu kanaatindeyim. Derlemeye fırsat bulamadığım zengin bir kaynak olduğu su götürmez bir gerçektir. Gerek çocukların terennümleri ve gerekse yaşlıların mırıldanmalarında yakalayabildiğim detaylar beni bu kanıya itmiştir.
44. AHLAK SEVİYESİ VE TELAKKİLERİ
Köyde içki ve argo sözler yaygındır. Hırsızlık meşum bir davranış olarak telakki edilir. Kız kaçırma gelenekselleşmiştir. Fakat yinede hoş karşılanmaz. Karşılığında başlık parası daha da ağır olmaktadır.
Kız kaçırma gelenekselleşmiştir. Fakat yinede hoş karşılanmaz. Karşılığında başlık parası daha da ağır olmaktadır.
Köylü misafirperverdir. Köye gelen yabancıları en iyi şekilde ağırlamak için adeta yarış halindedirler. Misafirlerine ikramda kusur etmezler. Misafirperver oldukları kadar da yardımseverdirler.
45. KÖYÜN TARİHÇESİ
Köyün kuruluş tarihi hakkında elde kesin bilgi yoktur. Tarihinin çok eskilere dayandığı söylenmektedir. Göçebe hayattan yerleşik hayata geçişin izleri hala gözlenebilmektedir. Yaşlılar “OĞUZ TÜRK” lerinden söz etmektedirler. |
Tarih: 11:59, 29/3/2006 Kategori: Monografi |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Köy Monografisi-V
SOSYAL YAPI
31. AİLELERİN İNCELENMESİ
Aile başına düşen nüfus sayısı standartların çok üstündedir. En kalabalık ailedeki nüfus on sekiz kişiyi bulmaktadır. Buna sebep olan faktör, aile mensuplarının bir arada oluşudur. Kimi ailelerde dede, nine, anne, baba, kardeşler, kardeş eş ve çocukları (yenge-yeğen), öte yandan amca eş ve çocukları gibi oldukça çok kalabalık bir yapı vardır. Aynı çatı altında bulunan bu yapıdaki aile birimleri (ana, baba ve çocuklar) iktisadi birliklerini korumaktadırlar. Aile reisi konumunda olan bir aile ferdi tüm sorumlulukları rahatlıkla üzerine almaktadır. Böyle bir yapılanmanın oluşmasında daha doğrusu eskiden beri süregelen bu yapının korunmasında elbette “birlikten kuvvet doğar” ilkesinin büyük bir payı olduğu muhakkaktır. Zaten bu yapıda olan aileler ile çekirdek aile yapısı gösteren aileler arasındaki refah düzeyi farkı bunu ispatlamaktadır. Çoğunluğu 7-8 çocuklu aileler oluşturmaktadır.
Doğum oranı çok yüksektir. Bir anne ortalama 8-10 doğum yapmaktadır. Buna karşılık bebek ölüm oranları da bir o derece yüksektir.
Çocuklar küçük yaştan itibaren ailenin işlerinde çalışmaktadırlar.
Yetişkin gençler evliliklerinden sonra da baba yanında aynı işi devam ettirmektedirler.
Aile fertlerinin tamamının uğraşı bir ve aynıdır. Gerektiğinde kadın tarlada “çift” sürebilir, “yazı” da koyun otlatır, ormana oduna gider. Buna mukabil erkekler de yemek yapar, koyun sağar en azından kendi çamaşırlarını rahatlıkla yıkayabilmektedirler. Bu bir yerde hayatı paylaşmaktır.
Okul çağındaki çocuklar okul açık olduğu sürece okula müdavimdirler. İzin talepleri daha ziyade ailelerine yardım etme amaçlıdır. Zaten sabah ders ziline kadar ve paydostan sonraki zamanlarda eli iş tutan çocuklar hep ailelerinin yanındadır.
Gençler ailelerine bağlı ve saygılıdırlar.
Miras kavgaları görülmez. Aile reisinin (genellikle dede ya da ninedir.) sözü geçerlidir.
Gençler belirli mevsimlerde ailelerinin oluruyla il dışına, genellikle İstanbul ve Bursa’ ya çalışmak için giderler. Birkaç ay sonra dönerler. Bu gündelikçi olarak, yevmiye usulü çalışmanın yanında basın yayın organlarınca yanlış olarak aktarılan mevsimlik sözleşmeli yatılı işçi olarak da giden çocuklar olmaktadır. Bu tip sözleşmeler daha ziyade çocuksuz ailelerle yapılmakta, işçi olarak anlaşılan çocuk gittiği ailenin yanında bir ırgat değil bir evlat olarak görülmektedir. Her üç tarafta bu işten memnun görünmektedir.
Evlenmeler kızlarda erken yaşlarda olmaktadır. Buna karşılık, ekonomik durumu iyi olmayan gençlerin evlilikleri oldukça gecikmektedir. Evlilik için büyük masraf ve çabalardan kaçınılmaktadır. Bunlardan kurtulmanın en kolay yolu “kız kaçırma” dır. Kız kaçırma işi özellikle yoksul aileler arasında her iki tarafça da uygun görülmektedir. Evliliklerde aileler arası kız değiştirme usulü yaygındır.
Gerek mesken eşyaları ve gerekse yiyecek, içecek ve giyecekler basittir. Köyde her yönüyle sade bir yaşam tarzı hakimdir.
Köylü herhangi bir sıhhi tedbir bilmez ve düşünmez. Mahalli ilaç ve tavsiyelerle hastalıklarını tedavi etme yoluna gitmektedirler.
Köy oyun ve eğlence yönünden de basitlik arz eder. Bir araya gelip gırgır şamata yoğun sohbet etmenin dışında eğlence imkan ve gelenekleri yoktur. Aslına bakılacak olursa buna vakitleri de yoktur. Hayat bir yerde onlar için kendi deyimleriyle “akşam oldu yat, sabah oldu kalk. Hadi durma çabuk işine bak” dır.
Ailenin bütçe gelirleri, koyunların eti, yünü ve peynirinden sağladığı paralardır. Buna bir de tavuk ve yumurtasını eklersek gelir kaynaklarını saymayı bitirmiş oluruz. Ek gelir olarak çobanlık ve işçilik yapmak için ekonomik karakteri farklı yerlere giden gençler ile kocaya kaçan ya da evlendirilen kızlar için alınan başlık paralarını da sayabiliriz. Köylü bu gelir kaynakları ile önce ailesinin geçimini ardında hayvanlarının barınmasını sağlamaktadır.
Tasarruf oranı sıfırdır. Hatta borçlanma oranı oldukça yüksektir. Daha ziyade küçük miktarlı olan bu borçlanmalar genellikle akrabalar arasında olur ve her hangi evraka dayanmayan “Allah Ödüncü” şeklindedir.
32. KÖYDE ZÜMRELER
Kan birliği esasına bağlı sülaleler vardır.
Değişik din ve mezhepten zümreler yoktur. Hepsi Müslüman ve Hanefi‘dir.
Meslek zümreleri yoktur. Hepsi hayvancılıkla iştigal ederler.
Zümre teşkil edecek vasıfta olmasalar da aynı partiyi tutanlar vardır.
Zümrelerin belli zamanlarda toplantıları olmaz. Müslüman oldukları için Namazlarda, dini gün ve gecelerde camide veya davet verilen evlerde dini törenlere iştirak edilir.
Köy nüfusunun cami cemaatine katılanları sayısı oldukça azdır. Ramazan ve Cuma günleri bu oran %100 ‘ü bulmaktadır. Genel olarak köylü imanlı karakter arz etmektedir. İnançları kuvvetlidir.
Siyasi temayüllerini hiçbir zaman düşmanlığa dönüştürmezler. Şahsi menfaat duygusuna daha az sahiptirler. Yardımseverdirler. Bunda etkili olan amil kendi aralarında kan bağlarının yakın olması, başkaları içinse (imam, Öğretmen vb.) değer atamadandır.
Örf, adet ve geleneklerden uzaklaşma gözlenmektedir.
Köyde imece usulü yaygındır.
Şahsi anlaşmazlıklar kine dönüşmez. Kanlı bıçaklı kavgalar görülmez. Tartışmalar ağız kavgası düzeyinde kalır.
33. KÖYÜN TOPLUCA İNCELENMESİ
Aralarındaki mesafeler büyük olmasına karşın köyün diğer köylerle münasebeti çok iyidir. Köyler arasında herhangi bir ihtilaf görülmemektedir. Münasebetler dostluk, ticaret ve kız alıp vermelerle olmaktadır.
Köyün Cami, Okul, Elektrik ve Yol gibi alt yapısı mevcuttur. Ancak, Yolların daha kullanışlı olması için devletten beklentileri vardır.
Haberleşme imkanları ancak bireysel çabalarla olmaktadır. Köyde telefon olmadığı için çevreyle olan haberleşmeler özel ulaklarla yapılmaktadır. Civar köylerde olup da kendilerinde olmayışı onları rahatsız etmektedir.
Muhtarlık sorunu çözüm beklemektedir. Köylü köyde olmayan iki muhtarlıkla yönetilmektedir. Köy lafta değil gerçekte “MUHTAR” lık istemektedir.
|
Tarih: 19:23, 11/3/2006 Kategori: Monografi |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Köy Monografisi-IV
25. KÖYÜN EKONOMİK PROBLEMLERİ
Tarımsal üretimi artırmak için yapılacak tek çalışma gübreleme oranını artırmaktır. Lakin, gerek gübre fiyatları ve gerekse bunun tarlaya ulaştırılması maliyetleri oldukça yükseltmektedir. Tüm bu olumsuzluklara rağmen köylü azıcık da olsa gübrenin yararına inanmaktadır.
Kullanılan arazilerin dışında ıslah edilerek kullanıma açık hale getirilecek arazilerin miktarı sınırlıdır. Bu açıdan verimi artırıcı faktörlerden biri olan ıslah çalışmaları yapma imkanı yoktur.
Arazilerin meyilli ve sarp oluşu sulama ve tarımsal mekanizasyon uygulama imkanı da vermemektedir.
Yeni ürün deneme çalışmaları yapılabilir. Toprak yapısı ve iklim şartlarının fındık üretimine çok müsait olduğu kanısındayım. Fındık köylüye yeni bir uğraş ve gelir imkanı sağlamanın yanında doğal dengenin korunması gibi çok daha karlı bir imkan sağlayacaktır.
Köylünün temel meşgalesi olan hayvancılığın geliştirilmesi için köylüye teknik yardım yapılmalıdır. Hayvanların ıslahı çabaları köylüde zaten gözlenmektedir. Örn., keçi yetiştiriciliği birkaç ailenin dışında terkedilmiş durumdadır. Hayvanların barınak sorunu vardır. Her şeyden önemlisi, mevcut hayvanların sağlığının korunması için sıhhi barınaklara ihtiyaç vardır.
Hayvansal ürünlerin et, süt, peynir, deri, yün, vb. değerlendirilmesi için köy ve havalisine cevap verebilecek bir kuruma (mandıra, kooperatif vb.) ihtiyaç vardır. Çeşitli kredilerle desteklenecek olan köylüler, daha sıhhi ve verimli ürün elde edebilecek ve bunun karşılığı olarak da ürününü gerçek değeriyle satabilecek ve daha iyi gelir elde edecektir.
Orman alanlarının korunması ve geliştirilmesi için tedbirler gereklidir. |
Tarih: 19:41, 8/3/2006 Kategori: Monografi |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Köy Monografisi-III
23. TİCARET HAYATI
Hiç şüphe yok ki, ticaret yapabilmenin temel şartı ulaşımdır. Ticaret için gerekli ulaşım imkanları oldukça kısıtlıdır. Sadece haftada bir gün, Çarşamba günleri köye gelen bir kamyon ile çarşı-pazara gidilmektedir. Bu açıda ulaştırma vasıtalarının köy ve bölge ekonomilerine katkısı yoktur. Sadece zorunlu ihtiyaçları karşılamaya yönelik kıt bir imkandır.
Köyün mallarının satışa sunulduğu tek pazar, ilçede haftada bir gün olarak düzenlenen halk pazarıdır. Pazarlanan mallar sadece hayvansal ürünler olup, peynir, yün, kasaplık koyun-kuzu ve yumurtadan ibarettir.
Pazarlama genellikle perakende olmaktadır. Ürünler doğrudan tüketiciye ulaşır. Bazen aracı ve toptancılar da perakende alımlarda bulunmaktadırlar.
Köylünün malını uygun fiyata alacak ya da pazarlayacak herhangi bir ofis ya da kooperatif yoktur. Malların pazarlanması ferdi çabalarla olduğu için, zaten bin bir güçlükle elde edilip ve onca zahmetlerle pazara ulaştırılan ürünler yeri geldiğinde boşu boşuna bir daha geri köye gitmesin diye yok pahasına elden çıkarılmaktadır. Sonuç olarak köylü emeğinin ve masrafının karşılığını alamamaktadır. (Örn. 1990 yılında köylü beyaz peynirin kilosunu 4-5 bin liraya satarken, aynı peynir Samsun il merkezinde 10-12 bin liradan satılmakta idi.)
Bu açıdan bakıldığında Köylünün ürününü pazarlayacak bir kuruluşa ihtiyaç vardır.
24. KÖYDE TÜKETİM
241. MESKEN VE EV EŞYASI
Mesken inşaatı için önceleri temel kısmı sadece taş olmak üzere çatı dahil yüzde yüz orman ürünleri kullanılmıştır. Günümüzde artık orman ürünlerinin yanı sıra çimento, tuğla, demir ve kiremit gibi inşaat malzemeleri kullanılmaya başlanılmıştır.
Geleneksel ev yapıları, iki oda bir salondan oluşturulmuştur. İki katlı olan bu evlerin zemin katları hayvan barınağı olarak kullanılmaktadır. Ana geçim kaynağı olan koyunların barınağı konusuna pek önem verilmediği görülmektedir. Küçükbaş hayvanlar kış mevsiminde sahil kesimine indirildiği ve buralara geçici olarak inşa edilen “saya” larda barındırıldığı içindir ki yaz mevsiminde köye geldiğinde meralarda yapılan etrafı çalı ile çevrili olan “ağıl” larda barındırılmaktadır.
Meskenlerin dışında köyde göze çarpan yapılar “Samanlık” ve buğday “Ambar” larıdır.
Meskenlerde kullanılan eşyalar:
Kilim, Yatak, Yorgan, Yastık, Minder, Sekmen gibi oturma ve yatak malzemesi, Tencere, Tava, Tabak, Çanak, Kepçe, Kaşık, Süzgeç, Bakraç, Saç, İbrik, Kazan, çay demliği ve semaver gibi mutfak eşyaları ve aydınlatma için elektrik dışında denizci feneri ve çıra kullanılmaktadır.
Köyde buzdolabı ve Televizyon yoktur.
242. YİYECEK VE İÇECEK MADDELERİ
Temel yiyecek maddesi tahıldır. Somun ve yufka olarak ekmek, yağlı ya da peynirli börek, cimcik(yaş makarna), un çorbası, nohut, fasulye ve patates yemekleri süt, yoğurt, peynir ve yumurta ve özellikle yaz aylarında koyun kuzu eti, doğadan toplanan çeşitli bitkiler (akbaş, kermit vb..) temel yiyeceklerdir. Bunların dışında çay, köyün gece gündüz içilen temel içeceğidir. İki kişi bir araya gelince mutlaka çay demlenir. Bu özellikten de köy insanının ne kadar misafirperver olduğu anlaşılmaktadır.
Köylü yiyecek maddesi olarak şehirden çay, şeker, yağ, tuz, sebze, meyve vb. şeyler almaktadır.
243. GİYECEKLER
ERKEKLER:
Palto, gocuk, ceket, pantolon, kazak, gömlek, yün örme çorap, lastik ayakkabı, çizme, şapka ve papak giyerler. Bazı aileler yün çorap yerine merserize çorap, lastik ayakkabı yerine iskarpin de giyerler. Genel görünüm olarak köylü modern giyimlidir. Ancak, iklimin soğuk ya da serin oluşundan dolayı yaz kış sürekli kalın giyinmek zorundadırlar. Yazın o yakan sıcağında eğer üstünde aba olan birlerini görürseniz biliniz ki o yayladan geliyordur.
KADINLAR:
Başörtüsü(yaşmak), entari, etek ve şal, kalın dokuma bluz, yün çorap ve lastik ayakkabı.
ÇOCUKLAR:
Papak, gocuk, ceket, pantolon, yün çorap ve lastik ayakkabı.
Giyeceklerin yünlü olanları ağırlıktadır. Çorap ve kazakların dışındaki giyecekler genellikle konfeksiyon mamulleridir. Elbiseler iyice eskimeden yenilenmezler. Yerine göre yama üstüne yama atılarak daha uzun süre kullanmak tercih edilir.
244. ISITMA VE AYDINLATMA
Isınmak için ocak ve sobalarda odun yakılır.
Dikkat çekici bir özelliği hemen belirtelim ki, köylü soğuğa karşı oldukça dirençlidir. Kundaktaki bebekler bile sıfırın altındaki soğuk havalarda dışarıda rahatlıkla gezdirilebilmektedir. Üşütmeden mütevellit hastalılar pek görülmez.
Aydınlatma için elektrikten faydalanılır. Fakat, elektrikler bir arıza yapmaya görsün en az bir hafta, 15 günden önce tamir edilememektedir. Bu kesinti süresinin iki ayı bulduğu da varittir. Gerek haberleşme imkanının (telefon) yokluğu/yetersizliği ve gerekse ulaşım güçlüğü bu olumsuzluğun sürmesine neden olmaktadır.
Elektrik olmadığı zaman aydınlatma için gaz lambaları ve çıradan faydalanılır. Aslında köylünün aydınlatmaya da öyle pek bir ihtiyacı yok gibidir. Hava kararır kararmaz herkes evine çekilir. Erken yatılır, erken kalkılır. Nasıl ki akşam hava kararır kararmaz insanlar evlerine çekilirler, buna karşılık da sabahleyin güneşin doğumu beklenilmeden tan yeri ağarır ağarmaz kedi ve köpekler de dahil tüm köy ayakta ve işinin gücünün başındadır. Sabahın o alaca karanlığında köydeki tüm canlıların sesleri birbirine karışarak göğe yükselir.
245. SAĞLIK
Yaşlı kimselerin bazılarında görülen ileri yaş hastalıklarının dışında köyde sağlık sorununa pek rastlanılmaz. Ufak tefek ya da ortalık hastalığı denilen ateşli hastalıklar, birkaç günlük yatak istirahatıyla atlatılmaktadır.
Buna karşılık yeni doğan ölümleri oran itibariyle oldukça yüksektir. Köyde ebe ve sağlık ocağı gibi sosyal hizmet kurumları yoktur. En yakın sağlık ocağı 10 km. uzaklıktaki Kızılan’ da vardır. Köylünün yolu ise buralara pek düşmemektedir. Ancak okullarda yapılan sağlık taramaları sayesinde köye sağlık hizmeti ulaşmaktadır.
Çevre kirliliği, sağlığı tehdit eder boyuttadır. Gerek tuvaletlerin açığa akması ve gerekse bol miktarda olan hayvan sürülerinin köy içinde bıraktıkları pislikler özellikle yağışlı günlerde köyü pislik deryasına çevirmektedir. Fakat yılın büyük bir kısmında havaların soğuk oluşundan olacak ki bu pisliklerden doğması muhtemel kolera, tifo vb. gibi hastalıklara rastlanılmamaktadır.
Helaların kapatılmasının bile imkanı yoktur. Köy imamı köylüye bu konuda örnek oluşturmak istediğini bu nedenle köylüden edindiği bir kazma ile kaldığı lojmanın helasına bir kuyu kazma denemesinde bulunduğunu fakat 20-30 cm.’ den sonrasını sert kayalık oluşu nedeniyle bu girişiminden mağlup olarak çıktığını anlatmaktadır. Gerçekten toprak yapısı bu sağlık sorununun önünü olmaya engel çıkarmaktadır.
|
Tarih: 20:15, 6/3/2006 Kategori: Monografi |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Köy Monografisi-II
1.KONUM VE ÇEVRE
11.SİYASİ KONUM
Pelitbükü Sekecek Köyüne bağlı bir mahalle statüsünde bulunan Koğuz, Samsun ili Alaçam ilçesine bağlı bir köy niteliği arz etmektedir. “köy niteliği” dedik, çünkü, mahalle yakınlık ifade etmektedir. Arapça asıllı mahal (yakın çevre)’ den üretilen bu isim inceleme konumuz olan köy için biraz anlamsız kalmaktadır. Bağlı bulunduğu köye yakınlığı takriben 3-4 km kadardır. Bu açıdan bakıldığında Koğuz, bir mahalle olmaktan ziyade bir köy niteliğindedir. Ancak idari yapı olarak bir mahalledir.
12.İDARİ YAPI
Köyün idari yapısında bir çarpıklık vardır. Bu özellik köyün kuruluş şeklinden kaynaklanmaktadır. Şöyle ki; buraya ilk yerleşenlerin bir kısmı Pelitbükü Karacak köyünden, diğer bir kısmı yerleşik olmakla birlikte Pelitbükü Sekecek köyünden gelmiş yada oroya bağlı oldukları için şu an köyün iki muhtarı bulunmaktadır. Örneğin, Muhtarlık bir işi olan kişiler kendi muhtarlarına gitmektedirler. Tabi, köye iki muhtar bakmasına karşılık ne yazık ki bu köyde hiç muhtar yoktur. Muhtarlık seçimi esnasında köye iki seçim sandığı kurulmakta her seçmen bağlı bulunduğu muhtarlığın seçim sandığına oyunu atmaktadır. Elektrik, yol, su, okul ve cami gibi altyapılara sahip köyün bir an önce idari statüsünün düzenlenmesi kaçınılmazdır.
13.COĞRAFİ KONUM
Köy, hakim Dütmen Tepesinin eteklerinde kurulu küçük bir yerleşim birimidir. Dört yanı yüksek tepelerle çevrili köyün ufku oldukca dardır.
Köyün kurulu olduğu mevkii ağaçsız ve yer yer kayalıktır. Yıllardır kesilerek yok edilen ormanların yerini yavaş yavaş yalçın kayalıklar almaktadır.
Köyün yolu mevcuttur. Gerek ilçeye ve gerekse Kızlan’ a gidebilme imkanı veren bu tek yolun ana sorunu 3 km.’lik bir kısmının ham toprak oluşu sebebiyle yağış esnasında araç trafiğine kapalı kalmasıdır.
14. YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ
Köyün, coğrafi karakteri yoğun tek dağı “DÜTMEN” dir. Bu dağ, irili ufaklı sürülerce tepeciklerle dolu olup tepesinde de 40 m2’ lik sığ bir göle sahiptir.
Yapılan tahmini hesaplara göre Köyün deniz seviyesine göre yüksekliği 1000 metre olup Dütmen Tepesinin ise 1400 metredir.
Köy içinde ve çevresindeki dereciklerin sayısı oldukça fazladır. Dütmenden doğarak akıp gelen diğer derelerin hepsi yeni kaynak başlangıcı oluşları nedeniyle akarsu potansiyeli olarak oldukca sınırlıdırlar. Köyün alt kısmından geçmekte olan ana derenin genişliği 10 metreyi geçmemektedir.
Dütmen dağının tepesinde bulunan 40 metrekarelik bir gölün dışında çevrede yalçın kayalıkların dışında başka bir coğrafi karakter yoktur.
Yeryüzü, şekil itibariyle irili ufaklı tepeciklerden oluşmuştur. Arazi engebelidir.
Arazinin genel görünümü; az ağaçlı kıraç ve bol kayalıklıdır. Orman yok denecek kadar azdır.
15. TOPRAK YAPISI VE KALİTESİ
Köy toprağının üst tabakası taşlı olup, arazi yapı olarak kayalıktır. Bu kayaların özelliği ise sert değil ufalanıp dağılan cinsten oluşudur. Bu nedenle, sürekli olarak erimektedir.
Arazi, ağaç, çalı vb. bitki örtüsünden yoksun olup, sürekli esen rüzgar ve hemen hemen her gün yağan yağmurun tahribatına maruz kalmaktadır.
Toprağın alt tabakası taş ve kayalıktır.
Toprağın verimi “Bir’ e Bir” dir. Sanayi gübresi ile bu oran korunmaya ve artırılmaya çalışılmaktadır. Verimin bu kadar düşük olmasına rağmen yine de arazilerin kullanılması, hayvanlara yiyecek sağlamak amacıyla sürdürülmektedir.
Bölgede kış mevsiminin uzun sürmesi nedeniyle sadece bahar aylarının sonlarına doğru karlar eridiği zaman buğday vb. ekim yapılmaktadır.
Sulu tarım yapmaya elverişli arazi ve buna izin verecek bir yeryüzü şekli olmadığı için sulu tarım yapmak mümkün değildir.
Verim açısından araziler farklılık göstermemektedir.
Kullanılan gübrenin miktarı yeterli değildir. Kimyasal gübrenin yanında tabii gübre kullananlarda vardır.
16. SULAR
Köyde yer altı suları bol miktarda mevcuttur. Bu sular, arazinin her yanından zaten yüzeye kendiliğinden çıkmaktadır. Bu açıdan köyün su problemi yoktur. Köy meydanında kurulu bulunan tek çeşme sürekli akmakta olup, köylü su ihtiyacını buradan taşıyarak temin etmektedir. Küçük bir masraf ile bu suyun her evin önüne hatta içine bağlanıp akıtılması mümkünken nedense buna gerek duyulmamaktadır.
17. İKLİM VE MEVSİMLER
Köyün iklimi, rakımın yüksek oluşundan dolayı yayla iklimi niteliğindedir. Kışlar sert, kar yağışlı ve uzundur. Yazlar ise kısa ve serindir.
Bafra ilçesine yapılan baraj gölünün uzantısı köy civarına yakın olduğu için iklim üzerinde büyük etkisi görülmektedir. Yaz mevsiminde sabahları açık ve güneşli olan hava öğle sonralarına doğru mutlaka kapanmakta ve yerini fırtınalı ve yağışlı bir havaya bırakmaktadır. Denizden yükselen su buharcıkları köyün tepelerine çarparak kaldığı için buraların sisi, dumanı hiç eksik olmamaktadır. Bu açıdan genel olarak bakıldığında iklim, sürekli yağış olarak kendini göstermektedir. Bu yağışlar, yaz sonlarından itibaren başlayıp yaz başlarına kadar sonbahar, kış ve ilkbaharda kar, geriye kalan diğer süre içinde de yağmur ve fırtına olarak kendini göstermektedir.
Esen sert ve soğuk rüzgar ile birlikte bu yağışların toprak üzerinde olumsuz etkileri vardır. Bu açıdan ekim – dikim yani toprağın kullanımı/tarım için gerekli sürenin darlığı problemi ortaya çıkmaktadır. İşin ilginç yanı, deniz seviyesine yakın alanlarda yapılan buğday ekiminden mahsul elde edilmesi yaklaşık on ayda mümkün iken ne hikmetse buralarda bu süre 3-4 ay kadardır.
Olumsuz iklim şartları, geçimini çobanlıkla sağlayan yöre insanını yarı göçebe bir hayata zorlamıştır. Erken bastıran kar, hayvanların otlatılabilmesini engellemekte, bu nedenle kış gelince, köyün eli yetişkinleri sürülerini alıp deniz sahiline yakın köylere inmekte, ta yaz başlarına kadar buralarda geçici olarak kalmaktadırlar. Bu süre zarfında köy, yaşlı ve çocuklara kalmaktadır.
İklim şartlarının bir diğer olumsuz etkisi de sürekli yağış ve sert esen rüzgarların arazinin toprak tabakasını sürekli erozyona uğratmasıdır. Her yıl tonlarca toprak insanın gözü önünde eriyip gitmektedir.
18. TABİİ BİTKİ ÖRTÜSÜ
Herhangi bir bitki örtüsü söz konusu değildir. Ekim yapılamayan alanlar bozkırdır. Dere kenarlarına yakın yerlerde bir miktar çayır yetişebilmektedir. Diğer yerler mera olarak kullanılmaktadır.
Ormanlar gün geçtikçe azalmaktadır. Koruma altına alınmış hiçbir alan mevcut değildir. Köylü istediği zaman, istediği yerden istediği şekilde kesim yapabilmekte, hassasiyet gösterme konusunda ne kendisi dirayetli ne de bir başkası bu konuda yetkilidir. Öte yandan keçi vb. hayvanların taarruzuna maruz kalan alanlarda serpilip büyüyerek ağaç olabilecek fidanlar da birer maki olarak kalmaktadır. Bu durumu köylü kendisi çok güzel ifade etmektedir. “5-10 yıl sonra ilçeye tuz şeker almaya gider gibi odun kömür almaya da gideceğiz.” Hal böyle olmasına karşılık yine de ormanlar şuursuzca kullanılmaya hem de hoyratlık derecesinde devam etmektedir. Düzenli bir orman kullanımı yoktur. Gerek yakacak ve gerekse araç-gereç için ve de arazi edinmek için yılın her günü yaşlı fidan denilmeksizin kesim yapılmaktadır. Bu konudaki görüşmelerimizde, köylünün bu kötü gidişin farkında olduğu; ancak, bunun artık gelenekselleştiğinden önünün alınması için büyük bir girişimin gerektiği görülmüştür. (Tek çare yasaklama tabii.)
19. YABANİ HAYVANLAR
Ormanların yok olmasıyla birlikte baş gösteren sorunlardan birisi de özellikle yabani hayvanların neslinin tükenmesi sorunudur. Bölgede halen geyik ve ceylan derisinde yapılmış ev eşyaları mevcutken şimdi bu hayvanın neslinde eser yoktur.
Tavşanlar da yolcudur. Bölge Uçucu kuşların bile bırakın barınmasını, uğrak yeri olmaktan bile çıkmıştır.
Bölge kurt ve domuz gibi yabani hayvanlara kalmıştır. Aç kalan bu hayvanların gözü köylerdeki evcil hayvanlara dikildiğinden her evde korunmak amacıyla nerdeyse 3-5 köpek beslenmektedir. Viran yerlerin hayvanları olarak bilinen karga ve baykuş türü hayvanların çokluğu buralarda dikkat çekicidir.
20.KÖYÜN YOLLARI VE ULAŞIM
Köyü, Toklu köyü Kızlan hattından ilçeye bağlayan tek yol vardır. Bu yol aynı zamanda Yemişen-Boyabat hattıyla Sinop iline ulaşır. Yaklaşık olarak köyün Toklu köyüne uzaklığı 8, Kızlan’ a 10, Alaçam’ a ise 33 Km.’ dir. Kızlan’ dan gelirken, 2. Km’ de Toklu Köyünden Uzunkıraç ve Sakarinek’ e, 8. Km’ de Dütmen’ e yol ayrımı vardır. Ayrıca, köyden itibaren 5 Km uzaklıkta Yemişen köyü vardır.
Ulaşım güçlükle yapılmaktadır. Yılın büyük bir bölümü kar yağışlı olarak geçtiği için ulaşım durmaktadır. Yer yer 1-2 metreyi bulan kar kalınlığı bunda başlıca etkendir. Bu sebeble köylü çarşıya inmek ,istediği ulaşım durmaktadır. Yer yer 1-2 metreyi bulan kar kalınlığı bunda başlıca etkendir. Bu sebeble köylü çarşıya inmek istediği zaman ulaşımı hayvanlarla gerçekleştirmektedir. Atlar ile Kızlan’ a kadar gidilmektedir. Çarşamba günleri dışında zaten köylü pek yola çıkmaz.
Ulaşım vasıtası olark Kamyon, Jip ve Atlar kullanılmaktadır.
Bu ulaşım güçlüğünün köylünün alışagelmiş olduğu yaşantısının üzerine öyle aşırı bir tesiri yoktur. Köylü dar gelirlidir. Ağır hastalıklarda bile doktor ve ilaç düşünemezler bir yerde.
Ham toprak olan yolları kışın kar kapamakta, yazın ise yağmur çamur. Köylü genellikle bahar aylarında hayvansal ürünlerini pazarlamak için çarşıya indiğinden yollarının açık yada kapalı oluşundan pek etkilenmemektedirler. Köye araç gelemez ise atlar eyerlenip yola koyulmak zaten yaşamın kendisidir.
|
Tarih: 17:47, 4/3/2006 Kategori: Monografi |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Köy Monografisi-I

ÖN AÇIKLAMA
Bu çalışmayı yapmamıza sebep olan iki faktörden ilki, KOĞUZ’ un etraflı bir tanıtımını yapmak, problemlerini tespit edip çözüm yollarını araştırmak idi. İkinci faktör ise, “İlkokul Yönetmeliği Madde 105’ in (f) fıkrası” gereğince getirilen zorunluluk idi.
Böylesine toplumsal karakterli bir inceleme için gerekli sürenin darlığı nedeniyle bu çalışmamızın kemal bulduğunu söyleyemiyoruz. Üç aylık bir sürede derlenen bilgiler araştırmamız için kifayet arz etmedi. Çünkü, bazı bilgilerin edinilmesi için gerekli uygun ortamın oluşması için zamana büyük ihtiyaç vardır. İnsanı tanımak, dert ve özlemlerini tanımlayabilmek için gerekli köprülerin kurulması özet olarak zaman ile sağlanacaktı. Bu sebep ile bazı konulara özet olarak değinirken hiç ele alamadığımız konular oldu. Örneğin, “Konuşma Dilinin Fonetik ve Dilbilgisi Kuralları Yönünde İncelenmesi”, “Mani, Türkü, Destan, Efsane, Masal, Fıkra, Hikaye vb. Kültür Ürünlerinin Kaynaklarının Araştırılıp Derlenmesi” ve sair konular ele alınamadı. “Mevcut inanç örgüsünün oluşum mu yoksa çözülüş aşamasında mı olduğu, yaygın olarak kullanılan “ARGO” sözcük kullanımının nasıl oluştuğu” gibi konuların mercek altına alınarak çözümlenmesi için temel öneriler getiremedik.
Küçüklüğümden beri “Dağ Köyü” olarak bildiğim ve ulaşılması imkansız “Kaf Dağı” na benzettiğim buralara ve bura insanlarına karşı efsanevi bir ilgim vardı. Bu açıdan, KOĞUZ halkından gördüğüm yakın ilgi ve sıcacık insani yaklaşımları doğrusu beni büyüledi. Çocukların ışıl ışıl gözleri, pırıl pırıl zekaları, gençlerin tertemiz duygu ve düşünceleri, yetişkinlerin olgun yapıları şefkat dolu alakaları onca maddi yokluğun ve yoksulluğun ortasında bunca manevi zenginliğin bolca, dipdiri ve taptaze yaşıyor ve yaşatılıyor olması...
Bu çalışmada yardımlarını esirgemeyen, her soruya sabır ve olgunlukla cevap veren Sn. Mustafa ÇETİN(koca) Bey’ e, en büyük desteği veren İmam-Hatip Erol ÇIRAK Bey’e ve tüm köy halkına teşekkür ediyor hepsini saygı ile anıyorum.
Bu çalışmanın devam ettirilmesi ve KOĞUZ halkına yararlı olması dileklerimle...
Çetin KOŞAR
Mayıs 1990/KOĞUZ
|
Tarih: 16:56, 4/3/2006 Kategori: Monografi |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|