SAMSUN SAYFALARI ZİYARET EDİNİZ
İÇİNDEKİLER
»
»
»
Kategorilerim
BelgeBilginlerDinEdebiyatEgitimekonomiGundemHaberIktisatSiyasetleriKitapMediaMonografiPolitikaSahsiyetlerSozlerTarihTarimTutunYasamZaman
İrtibat İçin, samsunblog@gmail.com
Powered by Mcan S.Muratcan KOŞAR
|
Keçiler de Yuva Yapar Söğüt Dalına
|
Banu Avar’a Saldırmak Acizliğin İtirafıdır!
"Ermeni Soykırımı Yoktur" demek sadece Fransa'ya has bir suç değil, artık Türkiye'de de "Ermeni Soykırımı Yoktur demek ve hatta "Var Diyenleri Eleştirmek" bile suçtur. Örnek mi? İşte, Batının borazanlığını yapan Orhan PAMUK' u ve yataklık yapanları eleştirdi diye neredeyse idamı istenen Sayın Banu hanım. Öyle diyor OMBUDSMAN'ımız.
Banu Avar, üst düzeyde bilgi ve birikimle, Türk televizyon tarihinin en cesur, en yürekli, en kaliteli ve meslek ahlakına en uygun programlarını yapıyor. Avar, sınırlar arasında dolaşarak Türkiye’nin de başına bela olan fakat bütün insanlığı tehdit eden küreselleşme adlı "yeni emperyalizmin" ipliğini pazara çıkardı! Sınırlar Arasında programı, dünyanın bütün ülkelerinde yayınlanabilir! O kadar usta işi ve o kadar insanlığın kaderi ile ilgili bir proğram ki!. TRT’de bu proğramı yayınlamak da yürek işi doğrusu. Banu Avar, programlarının bir kısmını kitaba dönüştürmüştü.
* * *
Ne göreyim? Sabah’ta gazetenin ombudsmanı sıfatını taşıyan Yavuz Baydar, yani bir gazeteci; Banu Avar’ı son proğramından dolayı yargı organlarına ihbar ediyor, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan; 216’dan yargılanmasını, 1–3 yıl hapisle cezalandırılmasını istiyor? Milliyet de aynı haberi İnternet sitesinde kullanmış! Bu nasıl acizliktir? Elinde kalemin var, sayfan var, istediğin kadar eleştir!
Ne yapmış Banu Avar, kimin canını acıtmış? Bakalım:
* Barış ödülünü silah sanayisinin üzerinde oturan Norveç, edebiyat ödülünü de yine dünyaya silah ve demokrasi ihracıyla uğrasan İsveç veriyor!
* Peki, adına ödül verilen Alfred Nobel kimdir? O, dinamiti dünyaya hediye eden adamdır; Bir silah sanayicisi, bir petrol devi! Edebiyat, hobisi!
* Alfred Nobel’in 20 ülkede 20 silah fabrikası vardı! Ya ödülü? Tabii bir tarihi var ama bu sütun yetmez!
* Özetle bugün Nobel Vakfı’nın gelirlerinden bir kısmı, Amerika’nın dev silah şirketleri Lockheed Martin ve Honeywell Int. adlı şirketlerin hisselerine yatırılıyor.
* Bu ne demek? Amerika’nın Nobel Vakfı’na para aktarması demektir. Çünkü bu şirketler yüksek kar payı dağıtıyor! O halde? Bu kadar parayı veren şirketler, düdüğü çalmayacak mı? Çalmaz mı?
* * *
* Peki ya ABD’nin “Demokrasi Projesi” gereği uygulanan “Uluslararası Yazı Programı?”
Kendileri açıklıyor:
* “Programa katılan yazarlar, Batılı bir anlayışla düşünce şekillendiriciler olarak vatanlarına geri dönerler!”
* Orhan Pamuk, 1980’lerde bu programa katılan yazarlardan biriydi! (Bunu kendisi de inkâr etmiyor.)
27 Mart 2006 tarihinde Amerika’da, Ermeni Meclisi heyetiyle, Avrupa ve Avrasya’dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Fried arasında bir toplantı yapıldı. Fried bu toplantıda söyle dedi:
“Türkiye’yi kuşaklar boyu tabu olarak kabul edilen konuları ele almaya teşvik eden bir politika güdüyoruz. Bu sürecin Türkiye’de başladığını da söyleyebilirim. Örneğin ünlü Türk yazarı Orhan Pamuk’un bu konulardaki görüşlerini hatırlayın!” Amerikalı, “Türkler 1 milyon Ermeni’yi, 30 bin Kürt’ü kesti” sözünün alt yapısını nasıl oluşturduklarını böyle itiraf ediyor!
* * *
Banu Avar, son programında özetle bunları anlatıyor.
Nobel uğruna Türk Milleti’ni soykırımcı diye suçlayan Orhan Pamuk’a tek bir eleştiride bulunmadığı gibi, hakkında dava açtı diye Kemal Kerincsiz’i linç etmeye kalkışanlar, şimdi Amerika’nın Nobel üzerinden “Türklerin algılamasını temelinden sarsma programı” nı ortaya çıkardı diye Banu Avar’a saldırıyorlar!
Banu Avar, bir Türk kadını! Soyadından da bir programında uğradığı Avar köyündeki konuşmalarından da biliyoruz ki o bir Avar! Tomris soyundan, Nene Hatun soyundan, Kara Fatma soyundan, Şerife Bacı soyundan! Onlar kadar yürekli, onlar kadar şerefli, onlar kadar fedakâr? Ve çağın silahı olan medyayı, yeryüzünde en iyi kullananlar arasında olan bir gazeteci.
Böyle bir Türk kadınına saldırmayacaktınız! ?
O yalnız değil! Sadece biz değil, sadece Sabah, Milliyet ve Yeniçağ v.s okurları da değil; bütün millet arkasında!
/Arslan Bulut
|
Tarih: 17:34, 14/12/2006 Kategori: Media |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Yılmaz Güney Kovboy mu?

İşin aslına bakarsanız, Hollyvvood filmlerindeki hızlı silah çekme sahnelerinin tamamıyla uydurma olduğu ortaya çıkar. Kovboyların bellerindeki silahlar son derece kullanışsız ve iş görmez durumdaydılar. O dönemin en gelişmiş silahı olan Colt 45 Deacemaker, en keskin gözlü nişancının elindeyken bile hedefi vuramıyordu. Tabancaların yetersiz oluşlarından dolayı birçok silahşor sırtlarından vurularak ya da almış oldukları basit yaraların bakımsızlık yüzünden kangrene dönüşmesi sonucunda ölüyorlardı. Buffalo BiN ününü attığı kurşunlara değil, tabancasının kabzasıyla rakiplerinin başlarına vurup korkutarak kazanmıştır. Bu yüzden, unvanından doğan "Buffaloing" sözcüğü günümüzde de, "gözdağı vermek" anlamında kullanılır.
Oyuncak kovboy tabancalarının düşleriyle yaşayanlar arasında İstanbul'un Kumkapı semtinde yüzen çocuklar da vardır. Mayoları olmadığı için denize donlarıyla atlayışlar yapan çocukların arasında Sait Faik Abasıyanık'ı, 1947 yılının Temmuz ayında gezinirken görürüz. Abasıyanık'ın, "Beleş Plaj" adlı yazısında western filmlerinin çocuklar üzerindeki etkisine tanık oluruz: "Ellerinde birer nikel Smit Vesson tabancası gibi parlayan çene kemikleriyle çocuklar nişan alarak üzerimize hücum ediyorlar."
Bir koyunun çene kemiğinden yaptığı tabanca Yılmaz Güney'in de tek oyuncağıdır. Güney, orta kuldayken, Adana'nın bir kenar mahallesinde 25 kuruş verip ilk filmini izler. Filmde bir kovboy dört kişiyi dövmüştür. Sinemadan çıkınca iki çocuğun üstünde gördüğü sahneleri uygular. Alkış beklerken karakolda bulur kendisini!
Yılmaz Güney yaşamış olduğu bu olayı 1966'da çekilen "Kovboy Ali" adlı filmde canlandırır. Ali, izlediği bir kovboy filminin etkisinde kalıp üç kişiyi dövdüğü için hapishaneye girer. Özgürlüğüne kavuştuğunda üstünde kovboy giysileri vardır. Film, Kovboy Ali'nin kötülere karşı verdiği kavgayı içerir. Behçet Necatigil kovboy filmlerini "hak hukuk dağıtma yeri" olarak görür. Yılmaz Güney de şair ile aynı görüştedir.
Birçok filminde kovboy ve gangster karışımı bir rol sergileyen Yılmaz Güney'in sinema serüveninde vvestern etkisinin yoğun olduğu yapımlardan biri de "Yedi Belalılardır: Ağanın zorbalıklarına halkın karşı koyacak gücü yoktur. Bu arada, kovboy giysili yedi kişi biraraya gelir ve haydutlara karşı çarpışırlar. Aralarından biri kadındır üstelik! Kadın kovboy rolünü Sevda Ferdağ oynar. Filmin sonunda hayatta kalan da yalnızca o'dur.
Yılmaz Güney'i kovboy giysileri içinde bir yıl sonra çekilen "Çirkin ve Cesur"da da görürüz. Kovboyluğa özenen siyah şapkalı, beli silahlı bir adam uğramış olduğu bir köyde zalim ağaya dersini verir ve haksızlıklar karşısında korumasız olan insanların yanında olmak üzere atını bir başka köye doğru sürer!..
Behçet Necatigil gibi Yılmaz Güney de kovboy filimlerinde adalet dağıtıldığını sanır. Ezilen, sömürülen Anadolu insanına kovboy kıyafetleriyle taşır adaleti. Oysa, Anadolu insanı kovboy değil, Kızılderilidir. Şair de, sinemacı da aynı yanılgıya düşmüşlerdir. Kendisiyle yapılan bir söyleşide şunları söyler Yılmaz Güney: "Ben oyuncu olarak halkın giyiminden, davranışlarından ' farklı olmamaya çalışıyordum".. Duvar, Yol, Sürü gibi son dönem filmlerinde halkının giymiş olduğu kıyafetler içinde görürüz oyuncuyu. Siyah şapkalı, beli tabancalı kovboy gitmiş, yerine başkaldıran, isyan eden bir Kızılderili gelmiştir.
Sinemamızda ilk "yerli western" 1963 yılında çekilmiştir. Filmin yönetmeni olan Ahmet Sert, sinemaya kundura tamirciliğinden geçiş yapar ve oyunculuk döneminde Meksikalıya benzeyen tipiyle ilgi toplar. Yeşilçam'da adı "Kovboy Ahmefe çıkan yönetmen, 1972'de "Belalılar Şehri" ve 1983'de "Çöl Cenneti"ni çeker. Açmış olduğu atölyede ürettiği kovboy aksesuarlarını filmcilere kiralar. Küçükçekmece yakınlarında bulunan Pirinçliköy'de kurmuş olduğu "Santa Fe" adlı kasabada ise bir çok kovboy filmi çekilmiştir.
Ahmet Sert'in açmış olduğu yoldan birçok yönetmen yürür. Süreyya Duru 1964'de "Avare Yavru Filinta Kovboy"u çeker. 1967'de Zafer Davutoğlu "Ringo Kid"i... 1971 yapımı "Cilalı İbo Teksas Fatihi" ise Osman Seden imzasını taşır. Aynı yıl, Çetin İnanç'ın adını "VVestern Çeko" filminin afişinde görürüz. Bu filmde başrolü Yılmaz Güney gibi bir dönem üstünden kovboy kıyafetlerini hiç çıkarmayan Yılmaz Koksal oynamıştır.
Herkesin sevgilisi olan Red Kit'i ülkemizde beyazperdeye uyarlayan Aram Gülyüz olmuştur. Yönetmen 1974'de, dört yıl önce ilk kez çektiği çizgi roman kahramanını "Red Kit Daltonlara Karşı" ve "Atını Seven Kovboy" ile yeniden sinemaseverlerin karşısına çıkarır. Yerli vvesternlerde Kızılderililerin sonu Hollyvvood yapımlarından farklı değildi.
Çizgi roman uyarlamalarından biri olan Kaptan Svving'de bir kızılderili olan "Gamlı Baykuş" rolünü sinema emekçilerinden Süleyman Turan oynar.
/Sunay AKIN - Kız Kulesindeki Kızıldereli
Yılmaz GÜNEY Kimdir? :
Gerçek İsmi : Yılmaz Pütün
Namı Diğer : Çirkin Kral
Doğumu : 01.04.1937 - Adana
Ölümü : 09.09.1984 - Paris
Eğitimi : İktisat Fakültesi
Diğer : 1983'te Türk vatandaşlığından çıkarıldı.
|
Tarih: 14:51, 1/11/2006 Kategori: Media |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Yaşamayı Deneyin

HAYAT BÖYLE GİTMEZ
diyorsanız, yaşamayı deneyin
Bu ne ya... hayat hep böyle mi gidecek? Yok, bu çekilir şey değil!
Sabah erkenden kalkılıp işe gidiliyor. Bütün gün yoğun bir tempoyla çalışılıyor. Tempo önemli; zira rekabet felaket! Ayrıca kapıda sizin yerinizde olmayı düşleyen bir sürü insan var. Akşam kafanız fokurdayan bir kazan halinde eve dönmeye çalışıyorsunuz; büyük şehirdeyseniz trafik de cabası. Belki ve en iyi ihtimalle spor yapılıyor ya da hiçbir şey yapılmıyor! Hala anne yemeği yiyorsanız sorun yok; ama tek başınıza yaşıyorsanız ya da evliyseniz o da dert... donmuş gıdalar ve mikrodalga marifetiyle o işi de hallediyorsunuz iyi kötü!
Sonra sizi dürtükleyen, belki çalışmanız, okumanız gereken tüm materyallere karşı en sıkı(!) seçeneğin karşısına yayılmış buluyorsunuz kendinizi! Ekrandan akan saçmalıklardan içiniz bunalıyor. Acaba dışarı mı çıksanız? Aman çıkıp da n'apıcaksınız... hem kiminle?! Boşuna bir sürü de para... Evliyseniz belki sizin gibi yeni evli bir çifte gidebilirsiniz... ama şimdi onlar da... En iyisi şu maillerinize bir bakın, belki... derken bir de bakmışsınız geçmiş gitmiş akşam yanı başınızdan. "Zaten yapacak bir şey de yok; bari dinleneyim" der yatarsınız.
Olmaz. Genç ve doğru kanala akıtılmamış enerjiniz, uykuda bile sizi rahat bırakmaz. Sabah yine yorgun uyanırsınız. Suratsız suratınıza bakmadan makyajınızı yapar traşınızı olursunuz... doğru işe!
Hafta sonu sevinçlerinizle yapılan planlar, beklentilerinizin (ve tabii eğlenme açlığınızın) büyüklüğünden daha güdük kalır çoğunlukla! Evliyseniz bütün hafta üreyerek sizi bekleyen ev işleri üzerinize yürür. "Annemlere gitsek mi!"...ler vs. vs.
Pazartesi sendromu basmış bir Pazar gününün ardından gene pazartesi.. Yeni bir iş!.. (Bunun yenibireş versiyonu da var mı?!)
Canınızı sıkmak için anlatmadım elbette bu hikayeyi; sadece sizlerden geleni ve gözlemlerimi size yansıttım yeniden... yeniden birlikte bakalım istedim. Evet, siz artık genç bir erişkinsiniz. Tüm yaptıklarınızdan ve yapmadıklarınızdan kendiniz sorumlusunuz. Öğrenecekleriniz bitmediyse de artık öğretensiniz. Tüketiciliğiniz bitmediyse de artık üretensiniz. Kararsızlıklarınız hep olacaksa da artık kararları sorulansınız. Artık başarı ve başarısızlıklarınız sınav kâğıtlarına değil, doğrudan size, hayatınıza yazılmakta! Üstelik kişiliklerinize ince ince işlenmiş bir en iyisini yapma dayatması da Demokles'in kılıcı gibi tepenizde sallanmakta.
En iyisi denen şey, eşeğin (tabirimi mazur görün!) burnunun ucunda sallanan havuçtan başka bir şey değildir. Daima ona ulaşmak için yürünür! Ve yapılan şey, her defasında daha bir iyiye yaklaşıktır. Oysa çoğunuzun en iyisini yapamamak endişesiyle hiçbir şey yap(a)maz hale geldiğinizi biliyorum. Tanrıcılık oynamayın arkadaşlar; iyi ya da kötü her eylem bir sonrakine yol açar, unutmayın. Önemli olan ders almaktır. Arabanızı çarpmışsanız, daha dikkatli araba kullanırsınız! Kaza yapmamanın, hiç hata yapmamanın koşulu ise, hiç araba kullan(a)mamaktır! Tabii ölmemeye dikkat!
Karar mekanizmalarınızı çalıştıran birçok unsurdan biri değerlerdir. Kulübe mi yoksa meyhaneye mi gideceğiniz, kahve mi çay mı içeceğiniz, onu mu yoksa bunu mu istediğiniz sizin KİM olduğunuza, hangi değerlere sahip olduğunuza bağlıdır. Eğer kararlarınızı bulunduğunuz koşulların zorluklarına göre almaya çalışıyorsanız yandınız! Zira içinde olmadığınız koşulların zorluklarından bihabersinizdir ve içine girip de onları gördüğünüzde yeni bir hayal kırıklığının kucağında buluverirsiniz kendinizi. Çünkü her koşulun kendince olumlu ve olumsuz yanları vardır. Bu insan ilişkileri için de geçerlidir.
İşin sizin için ne anlama geldiği çok önemli. Bunu bir düşünün! Eğer işi yetenek ve eğitiminizi aktararak doyum aldığınız bir şey olarak algılıyorsanız çok iyi. Ama eğer o sizin için para, statü, sosyal çevre ise, işiniz zor demektir; çünkü korkarsınız. İş kaybıyla bütün bunları kaybedeceğiniz kaygısı ve gerilimiyle, mecburen yapmak durumunda olduğunuz ağır bir yük olup çıkar işiniz. Bir süre sonra da anlamsızlık duygusu yaşamaya başlarsınız ki en kötüsü de budur. İşiniz ve ondan alacağınız doyum birincil hedef olmalı. Para, statü, başarı ve diğerleri peşinden gelecektir.
Yaşam pratiği içinde eksikliğini yaşadığınız bir başka önemli unsurun da merak olduğunu görüyorum. Bu dünya başlı başına bir merak kaynağıyken, yapacak bir şey bulamamak hayret verici değil mi sizce de?! Meraklarımız, şu karakalem hayatı kendi renklerimiz(l)e boyamamızı sağlar.
Ve bir de aşk tabii... Haberi olan var mı!!!
Sizler sadece işlerinizde değil hayatta da deneme sürecindesiniz. Ve siz de yaşamı denemelisiniz!
/Yeşim Akbulut
|
Tarih: 17:20, 12/7/2006 Kategori: Media |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Bu Toprakların Sesi
Bu Sese Dikkat Edin

Aynur DOĞAN
Aynur, 1975 yılında Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde doğdu. İstanbul’da ASM müzik okulunda bağlama ve müzik eğitimi aldı. Begüm Erdem ve Aşkın Metiner’le şan çalıştı. 2002 yılında ilk albümü “SEYİR” yayınlandı. Metin-Kemal Kahraman, Grup Yorum, Lütfü Gültekin, Anjelika Akbar, Orient Expressions gibi müzisyenlerin albümleri ve konser performanslarının yanı sıra televizyon ve sinema filmlerinde vokaliyle yer aldı. Yurtiçi ve yurtdışında Kürtçe ve Türkçe dinletiler verdi. “Keçe Kurdan” adlı albümü, 2004 yılında Kalan Müzik tarafından yayınlandı. Albümle ilgili Türkiye ve dünya basınında önemli yazılar yer aldı. Albüm son yıllarda Kürt müziği alanında en çok satan albümlerden birisi oldu.
Aynur Kürtçe Müziği Dünyaya Dinletiyor
Büyüleyici sesiyle beyaz Türkler’e ve dünyaya bu müziği sevdiren Kürt sanatçı Aynur Doğan, Aktüel dergisinin son sayısına konu oldu. Aynur’un geçen yıl çıkardığı ’Keçe Kürdan’ bir dönem yasaklansa da en popüler albümlerin bile yakalayamadığı 400 binlik tiraja ulaştı. Sanatçının ikinci albümü Nüpel (Yeni Sayfa) ise geçtiğimiz günlerde piyasaya çıktı. Yeni albüm ’Yeni Sayfa’da geleneksel Kürt şarkılarının yanında bu kez ’Roni’ (Aydınlık) ve ’Aman Aman’ adını verdiği kendine ait iki beste de var. İlk albümünden sonra Fatih Akın’ın belgeseli ’İstanbul Hatırası’nda ve Yavuz Turgul’un ’Gönül Yarası’ filminde söylediği ve dinleyeni ağlatan türkülerle Türkiye’de ciddi bir hayran kitlesi de edinen Aynur, dünya müzik piyasasında da adından sıkça söz ettiriyor. Bir süre önce ünlü İngiliz etnik müzik dergisi Folk Roots’ta hakkında övgü dolu bir yazı yayınlanan Aynur, The Times’ın Türkiye’yi tanıtan ekinde ’kapak kızı’ oldu ve BBC’de de şarkı söyledi.
TARİHE GEÇECEK KONSER
Aynur, önümüzdeki aylarda da sazını alıp Belçika’daki Avrupa Birliği Parlamentosu’nda konser verecek. Yapımcısı Hasan Saltık, bu teklifin AlmanYeşiller Partisi Milletvekili Cem Özdemir’den geldiğini söylüyor. Geçen yıl Türkiye’de Aynur’u dinleyen Özdemir; Saltık ile bağlantı kurarak bu projeyi sunmuş. Konser, parlamentoda gerçekleşecek ilk müzikli etkinlik olarak da tarihe geçecek.
HERKES DİNLİYOR
Onun için şarkı söylemek su içmek, nefes almak gibi... O yüzden kendini en iyi ifade ettiği, içinde doğup büyüdüğü kültürün diliyle, Kürtçe söylediği türküler bütün önyargıları ve engelleri aşıp iyi müziği takip eden herkesle buluşabiliyor. Aynur sadece Kürtçe değil, hayatında ’halk müziği’ dinlememiş insanlara bile sesini dinletebiliyor. Herkes onun ’ne kadar güçlü bir sesi olduğundan’ bahsediyor. O ise, "Sesimin kaç oktav olduğunu bilmiyorum. Bilmek de istemem. Bunun bence önemi de yok. Ben şarkıda bir yerde çığlık atıyorsam bu ses gösterisi için değil, o duyguyu yaşadığım içindir" diyor.
’SADECE MÜZİK YAPIYORUM’
Aynur Doğan, sahnede piyanist Anjelika Akbar’a vokal yapmış; Metin-Kemal Kahraman projelerinde yer almış bir isim. Bir süre de Grup Yorum’la çalıştı. Aynur’un "Aslında ilk albümüm budur" dediği ve onu Kürt müziğinin divalığını taşıyacak olan ’Keçe Kürdan’ 2004’te yayınlanmıştı. Ancak Kültür Bakanlığı’nın bandrolüyle yayınlanan albüm, aylar sonra Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yasaklanmıştı. Ama sağlam bir zemine oturmayan yasak çok geçmeden kaldırıldı. Aynur şöyle konuşuyor: "Özellikle yabancı basın söyleşilerde hep konuyu politik zemine çekmeye çalışıyor. Ben müzik yapıyorum politika değil. İnsanlar kendi ruhlarıyla ilgilenirse hiçbir sorun kalmaz. Sen-ben kavgası da olmaz. Ama Kürtçe müziği; bu dili bilen bilmeyen herkese sevdirebilmek ve bunu müziğin gücüyle yapmak beni mutlu ediyor, bu bana yetiyor."
YAPIMCISI HASAN SALTIK:TATLISES’İN DİŞİ VERSİYONU
"Türkiye’nin en iyi kadın sesi. ses olarak İbrahim Tatlıses’in kadın versiyonu... Kuzey Irak’ta, İspanya’da efsane gibi... İngiltere’de ’World Music’ raflarında en ön sıralarda. BBC ’en iyi etnik müzik albümü’ yorumunu yaptı ’Keçe Kürdan’ için. Bizim pop starlar İngilizce parçalar yapıp dünya müzisyeni olmaya uğraşıyor. Aynur bunu kendi anadili ve güçlü yorumuyla başardı."
ERKAN OĞUR:RUHANİ BİR HAVASI VAR
"Ruhuyla söylüyor. Çok akortlu ve geniş bir aralığı olan sesi var. Dinleyeni de, birlikte çalıştığı müzisyeni de şarkı söylerken gittiği yerlere götürebiliyor. Ruhani bir hava yaratıyor şarkı söylerken ve bu dinleyeni içine alıyor. Dünya çapında bir ses."
http://www.aynurdogan.net/default.asp
Ahmedo;
http://www.filelodge.com/files/room19/508620/01%20-%20ahmedo.mp3
|
Tarih: 19:58, 11/7/2006 Kategori: Media |
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Ufuk Açıyoruz. Her Eve Lazım
|
Her eve lâzım" sınıfından bazı linkler veriyorum. Bunları görüyorsanız, şu anda nete bağlı ve bir kısmına tıklayabilir durumdasınız demek ki. Beş-on yıl önce hayalini bile zor kurabileceğimiz ufuk açma imkânlarına sahibiz - yararlanalım! Buyursunlar...
Guardian'cıların seçtikleri The Guardian'ın sinema sayfalarını hazırlayanlar, oturup "Hoşumuza gidenler" başlığı altında bir sürü linki biraraya toplayıp hepimizi fuzulî uğraştan kurtarmışlar. Hepsini en azından bir denemek günlerinizi alır: http://film.guardian.co.uk/Features/links/
Internet Filmmaker'ın tavsiyeleri İnternette sinemayla ilgili siteden bol bir şey yok. Ama çoğu amatörce oluşturulmuş, daha çok da birtakım film yönetmenleri veya yıldızlarına hayranlıktan kurulmuş siteler. Bu adreste, böyle olmayan, sahiden kıymeti harbiyesi olan pek çok siteye link var. Bu sayfanın kaydını bir yerde bulundurun, zaman zaman girer, bir ona bir buna göz atarsınız: http://www.cinemagine-ltd.com/cgi-bin/ifcont/static/coolsites.asp
Sanal Sinema Okulu Pek faydalı bir site. Film yapmanın temel gerekleriyle tanışabileceğiniz, daha ileri düzeyde bilgi istiyorsanız ilgili kaynak ve linkler bulabileceğiniz, birçok zevkli bölümü de olan, geniş bir site: http://cyberfilmschool.com/
Senaryo meseleleri Film senaryosu yazacağım, dizi yazacağım falan diyorsanız, buyurun size senaryo üstüne yüzlerce yazı okuyabileceğiniz, hem yazım teknikleri vesaireyle hem de senaryo değerlendirmeleri, eleştirileriyle haşır neşir olabileceğiniz bir eğitici site: http://www.screenwritersutopia.com/
Scope - Film İncelemeleri Dergisi "Dergi" dediysem, sanal dergi. Nottingham Park Üniversitesi bünyesinde hazırlanıyor, filmler üzerine makaleler içeriyor. İşin derinine dalmak isteyenler için: http://www.nottingham.ac.uk/film/journal/
Film felsefesi Adı fazla ağır duruyor. Korkmayın. Film eleştirisi, sinemada ses, Fransız sineması... gibi bir dizi konuda akaleler okuyabilir, verdiği pek çok linkten yararlanabilirsiniz. Eğlenceden çok bilgi için: http://www.film-philosophy.com/
Hem amatörlere hem damardan "Film çekeceğim" diye bir derdi olan, ama piyasanın içinde de olmayan insanlar için internet epey imkân sunuyor. Bunların en kıyaklarından biri, filmfour.com. Sinemanın babaları üstüne yazılar da bulunuyor, teknikler, yöntemler, vs. de: http://www.filmfour.com/mm/mmHome.jsp
Nette film izlemek isteyenlere Cinemaspot sayfasında hem bilgi var hem linkler. http://www.cinemaspot.com/features/moviesonline.htm Bilgi falan istemem, diyorsanız, kısa yoldan: http://www.atomfilms.com/ http://alwaysi.com/
Sinema Klişeleri Adı üstünde. Film seyrederken yüzümüzü buruşturmamıza yolaçan klişeleri derlemişler toplamışlar, sunuyorlar. Okuyunca, durmadan enayi yerine mi koyduğumuzu düşünmemek elde değil: http://www.moviecliches.com/
Filmlerdeki Yanlışlar Sinemacının her şeyi her yere koyma, her şekilde gösterme hakkı var mı? Seyrederken takıldığımız, "Aa? E ne işi var fillerin Kuzey Buz Denizi'nde?" falan dediğimiz cinsten mantıksızlıklar... Bazıları işgüzarlık sınırının ötesinde, ama genellikle zihin açıcı: http://www.movie-mistakes.com/
En kötü filmler Oturmuşlar, sinema tarihinin en kötü filmlerini, "Ah, şu insanlar!" makamından bir şikâyet havasında pek güzel derlemişler. İzahat var, çok istiyorsanız filmi nereden bulabileceğiniz var: http://www.ohthehumanity.com/reviews.html
Klasik filmleri sevenler için Klasikleşmiş beyazperde eserlerine meraklıysanız, filmlerden fotoğraflar da içeren şu siteler ilginizi çekecektir: Reel Classics: Elizabeth's Classic Movie Home: http://www.reelclassics.com/index.html ve Classic Films: http://www.moderntimes.com/palace
YERLİ SİNEMA SİTELERİ
HAYAT FİLMDİR Dönemlere göre çekilen filmlerin, dağıtılan ödüllerin toparlandığı bölüm bir ilk kaynak olarak iş görür. "Kim Kimdir?" bölümünün sanki takviyeye ihtiyacı var. Şıklık uğruna ağır yüklenen bir site yapılmış; ayrıca, oradan oraya her geçişte birtakım banner pencereleri açılıyor, bu da rahatsız edici. Yine de derli toplu bilgi ve filmlerden fotoğraflar bulunduğu için bir kenara yazmakta fayda var. http://www.hayat.s5.com/index2.html
4x10.COM "İnternetteki en büyük Türk filmi kaynağımız" olma iddiasındaki bu site, sahiden de "bir" kaynak, ama "en büyük" mü, tartışmalı. Çünkü yaptığım birkaç arama tatmin edici sonuçlar vermedi. Meselâ Müjde Ar toplam 14 filmde oynamış görünüyor. "Adalı Kız", "Vahşi Kız" gibi filmleri aramada çıkmadı. Turist Ömer'in sadece Uzay Yolunda filmi gözüktü. Efkârlıyım Abiler'in "konusu" kısmı boştu. "Karakterler"e göre arama yapılıyor, ama bir karakterler listesini en azından ben bulamadım. Yani mağazanın rafları vitrinin vaat ettiği kadar zengin değil. Yine de... http://www.4x10.com/
Aşağıdaki linkleri Banu Uzpeder derledi. Yanlarına da açıklamalarını iliştirdi. Teşekkürlerimle sunuyorum.
http://www.nevet.org/ Nayırnevetnolamaz... Türk filmi repliklerinin okunabileceği ve üye olarak dinlenebileceği bir site. Repliklerin popüler şarkılarla mixlenmiş halini de bulabilirsiniz.
http://www.casod.org Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği'nin sitesi. Türk sinemasındaki oyuncular hakkında geniş bilgi...
http://www.sineport.com Yabancı sinema ve Türk sineması hakkında ayrıntılı bilgi, makale, çeşitli linkler. Siteden, çeşitli filmlerin web sitelerine ulaşmak da mümkün.
http://www.istfest.org/film/tur/filmFrameset.htm Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin sayfası. 13-28 Nisan 2002 tarihleri arasında yapılacak festivalle ilgili bilgi ilerleyen günlerde bulunabilir. Daha önceki festivallerdeki filmlere ilişkin bilgi de siteden bulunabilir.
http://sinema.tr.net Küçük-büyük salonlarda oynayan filmler, fragmanlar, filmler hakkında muhabbet... Popüler bir site...
http://www.geceyarisi.cjb.net Korku filmleri ve kült sinemayla ilgili bir dergi olan Geceyarısı Sineması'nın web sitesi. Film afişleri de var.
http://www.sinemalink.com Popüler bir sinema sitesi. Dünyadan haberler, "Türk sineması", "Festivaller", "Söyleşi", "Yarışmalar", "Tarihte bugün" gibi bölümleri de var.
http://www.sinefil.org Anadolu Üniversitesi Sinema Klübü'nün web sayfası. Sık güncelleme konusunda başarılılar. Sinema üzerine yazılmış makaleler var. Kısa Film Günleri, Belgesel Sinema Günleri konusunda aydınlatıcı bilgiler var. "Özel bölümler" linkinde de hoş sürprizler mevcut.
http://girlsawthesea.com/TMP Birisi hoş sürpriz mi dedi?.. O zaman Turkish melodrama posters...
Aşağıdaki linkleri Bağış Erten derledi. Yanlarına açıklamalarını da iliştirdi. Teşekkürlerimle sunuyorum.
http://www.sinema.com/ Türkçe sinema sitelerinin bir çoğu benzer nitelikler taşıyor. Vizyondakilerin tanıtımı, gelecek program ve (eğer sayfa bir parça nitelik taşıyorsa) film eleştirileri. Bu tür sayfaların en niteliklilerinden biri www.sinema.com. Önemli sinema eleştirmenlerini de sayfasında toplamış. Alin Taşçıyan, Tuna Erdem, Kutlukhan Kutlu, Atilla Dorsay, Sevin Okyay bu yazarlardan birkaçı. Popüler olması kalitesine halel getirmiyor. AFM Bağımsız Film Festivali de, en patetik Hollywood filmleri de yorum konusu olabiliyor! Ayrıca siteyi eğlenceli kılacak yarışmalar var. Memlekette sinema ne haldedir diyenlerin en az bir kere ziyareti faidelidir.
http://www.beyazperde.com/ Yine popüler bir sinema sayfası. Biraz daha nitelikli animasyon görmek dışında pek bir şey yok. Sinemayı, ama Hollywood sinemasını daha sıkı takip edenler için güncel bilgiler var. Ayrıca seans saatleri var. Fazla nitelikli olmasa da az buçuk sinema eleştirisi de var.
http://www.altyazi.net/ Sinema dergisi Altyazı'nın web sayfası. Son derece profesyonel bir web sayfası ama bilgi açısından kısır. Dergidekilerin yazıların ilk iki paragrafı var ama daha fazlası için dergiyi almak öneriliyor. Online abonelik mümkün. Yine de ilgiye değer.
http://www.sineport.com/ Daha çok linkler bölümüyle öne çıkıyor. Türkçe sinema sayfalarına buradan ulaşmak mümkün. Son derece iyi bir yönetmenler sayfası var. Birçok ünlü yönetmenin biyografik bilgileri ve aldığı ödüllere yer verilmiş. Biraz amatör kokuyor ama epey emek harcanmış. Ayrıca rasgele seçilmiş bir sürü filmin bilgileri ve linkleri var.
http://www.intersinema.com İlgi çekici bir site. Isparta'dan Düzce'ye memleketin dört bir köşesinde nerede ne oynuyor bilgisine ulaşmak mümkün. Ayrıca çok ayrıntılı bir "kişiler" ve "filmler" sayfaları var. Filmler bölümünde filmleri ayrıntılı künyeleri ve kısa özetleri var. Ayrıca ilgilendiğiniz filmin resmi sitesine de link var. Kişiler bölümü ise daha ilgi çekici. Son derece ayrıntılı bir şekilde, sitede yer alan bütün filmlerin künyesindeki isimlerin listesi. Akıl almaz ayrıntılı.
http://www.sineforum.com/ İnternetteki forum sayfalarından biri ama esbabı mucibesi sinema forumu olması. Çok sıkı tartışmalar da oluyor, geyik atışmalar da. En azından iyiniyetli bir çaba. Sayfanın daha nitelikli olması biraz da internet kullanıcılarının elinde.
http://www.kisafilm.org Kısa filmciler için Türkçe sayfa. Yarışmalar hakkında, gösterimler hakkında bilgi var. Çok iyi bir haberleşme sitesi. Kısa film sevdalıları için vazgeçilmez olabilir. İyi bir de forum sayfaları var
http://www.kameraarkasi.org/ Sinema eğitimi sitesi. Ciddi ciddi sinema eğitimi veriliyor. Açıklamalı ve son derece teferruatlı. "Sinema, Belgesel, Kısa Film, Kamera, Fotoğraf, Fotoğraf Galerisi, Işık, Ses, Televizyon, Kompozisyon Kuralları" başlıkları altında bir dolu teknik bilgi var.
http://www.kameraarkasi.net Kamerarkası.org'dan tamamen farklı bir forum sayfası. Daha çok bilgi akışına göre güncelleniyor. Konu başlıklarına göre dağılmış forumlar var.
http://www.bsb-adf.org/ Belgesel Sinemacılar Birliği'nin sayfası. Belgeselcilerin bir tür kurumsal sayfası. Yine bir dolu haber, bilgi ve duyuruya rastlamak mümkün. Avantajı bu malumatfuruşluk işinde gösterdikleri ekstra özen.
http://www.medyakronik.com/hays_ars/linkler/l_sinema.html
|
Tarih: 16:43, 20/6/2006 Kategori: Media |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
İlginç Bir Makale
“Hilafet, mana ve mefhum olarak, TBMM ‘nin şahsı manevisinde mündemiçtir..” Yasa böyle diyor. Bu yasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemez.. TBMM’nin varlık ve meşruiyetinin usül esası budur. “Milli egemenlik” bu kurumda kendi ifadesini bulur.. .... İslam ümmetinin başı TBMM dir.. Aksi halde İslam ümmeti yer yüzündeki, tek kendi hiyerarşisine sahip olmayan dini topluluktur.. Emaneti mukaddese’nin halen TBMM ye emanet edilmiş olmasının anlamı da bu ulvi görev ve misyonla ilgilidir.. ... İstiklal harbine anlam ve derinlik katan Kuvayı milliye ruhu ve ilk meclisin kapısında asılı kelime-i tevhid bayrağında ifadesini bulan müdafayı hukuk anlayışı ile aslına rücu etmelidir..
Bu gün 30 yakın İslam ülkesinin tapuları ve nufus kayıtları, Ermeni, Rum, Süryani, Keldani, Asurulerin kayıtları İstanbuldadır. Doğu Romanın tapusu bizdedir.. Osmanlı sultanları, Müslümanların halifesi olmalarının yanında Türklerin hakanı, Arap ‘ın ve Acem ‘in padişahı, diğer halkların sultanı, Doğu Romanın imparatoru idi.. İsrailin işgali altındaki Filistin topraklarının tapusu bizdedir. Arz-ı Mev’udun tapusu bizdedir..
Fütüvvetnameler, beraatler, eman mektupları, zimmet beyanları, birer insan hakları belgesi olarak arşivlerimizde muhafaza edilmektedir.. ...
Biz 3 kıtaya yayılmış, tarihin en uzun ömürlü uygarlıklarından birini kurmuş bir medeniyetin varisleriyiz. “Bir zamanlar biz de millet / Hem nasıl milkletmişiz! / Gelmişiz dünyaya/ Medeniyet neymiş öğretmişiz”. Dünyanın en zengin coğrafyasında hesapsız zenginliklerin üzerinde otururken, “donumuzun lastiği için ABD ye mahkum, muhtaç ve mecbur” bırakıldık..
Gırtlağımıza kadar borca batırıldık.. Devleti borçlandırarak verdikleri şartlı kredileri, “our boys” dedikleri siyasiler eli ile bu ülkelerdeki işbirlikçilerine aktarıp onlar eli ile bizden geri aldılar. Şimdi de “oltaya takılan balık yem istemez” diyorlar arkamızdan. Nerede ise sokakta “Green card / Yeşil Kart” dağıtacaklar. “Kaçamayanların ülkesi”ne çıkarttılar adımızı..
“Türkiye Türklere bırakılamayacak kadar önemli bir ülke” diyorlar.. Dünyanın en büyük nitelikli dolandırıcılığı gerçekleştirildi. Dünyanın en ağır vergilerini ödediğimiz halde, borcumuzun faizini ödeyemez duruma düşürüldük.. Bizi bize kırdırlar. İslama ve Müslümanlara karşı “top yekun bir savaş” başlatarak bizim kanlarımız ve gözyaşlarımız üzerine kendilerine iktidar ve servet üretmeye çalıştılar..
...
A.Dilipak
KAYNAK: http://www.habervakti.com/detay.asp?id=5526&kat=Manset |
Tarih: 10:11, 21/2/2006 Kategori: Media |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|